Hayat Hikayeleri

  • Kategori: Ogene
  • Cumartesi, 23 Eylül 2017 13:25 tarihinde yayınlandı.
  • Super User tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 131

♦♦  Deyim haline gelen "kara hesap"okuma yazmanın diğer bir ifade ile kalem kağit olmadığı dönemlerde yapılan alış verişlerin kafadan sonuçlandırılmasına denir. Ticaretle uğraşan Bayıka’nın oğlu Aslan bu işin uzmanlarından..Tereyağı, peynir, deri, vb. alır satardı. Ancak hep zarar ederdi. Çünkü kara hesapta çok uzman idi. Bununla da övünürdü. Başkalarının hesaplamalarını kabul etmeyerek" sen Aslanı kara hesapta geçeceksin ha" diyerek meydan okurdu. Günümüzde de zihinden matematik hesaplarında birbirimize meydan okumanın deyimi haline geldi."Sen Aslanı kara hesapta geçeceksin ha.."
♦♦   Hacı Kadir Çakıral bakmakta olduğu ineğine çok uzaklardan(dereden)taşıdığı soğuk su bitince ocakta bulunan kaynar suyu vermek zorunda kalır. Komşu köye seyir’e(arkadaşları ile horon oynamaya) kavuşması için ineğe soğuk su getiremeyeceğini,gitmek zorunda olduğunu söyler ve kaynar suyu ineğin önüne koyar."Yavaş yavaş üfleyerek soğutup içersin, ben gitmek zorundayım"der.
♦♦ Hacı Dursun Sonay(Lefter) çok sevdiği komşusunu, gurbet dönüşü heyecanla şöyle karşılar.Oyy lemey lemey Samsunlu mu ? Çe Lemey lemey (küfür).......oğlu mu? Der ve komşusuna sarılır.
♦♦ Hacı Ömer Göral, kaval çalmakta zorlanan kavalcı köylümüzün durumu görünce,Yanındakine şöyle der.”Ula kavalın kendisi çalacak ama o bırakmıyor ki çalsın” .der
♦♦ Bakkal Hacı Refik Amcadan az miktarda ince küçük çivi alacak olan köylümüz çivinin Kilogramını sorunca Hacı Refik Amca, “bir iğne alacaksın demirin Kilogram fiyatını soruyorsun.” Şeklinde hayretini belirtir.
♦♦ Lefter (Dursun Sonay) Küfürlü konuşmalara tevbe ederek hac hazırlıklarına başlar. Hac yolculuğunu simgeleyen bayrağı dama dikerken Komşu köyden gelip geçmekte olan Kavlatanlı uzaktan seslenir.Ce Lefter nedir o? Soruya sinirlenen Lefter, Se gel de avradına yapma.
                          
Hacı Refik Amca, Köknar Köyünde ne var ne yok diye soran köylümüze, “ne olsun aynı konserve kutusu “ (ne değişir ne gelişir anlamında ) der.
♦♦                                  
Hacı Adil Amca, oğluna kız istemeye gider. Dünür olacak kişi nazlanır olmaz der. Adil amca “boşuna nazlanma, al paramı(Başlık parasını) ver Belamı(Gelini) de gideyim” der.
♦♦                                
Köyün merkezinden 2Km uzaktaki tarlasını satmak zorunda kalan köylümüz,köyün ileri gelenlerinden,arazı kıymetini bilenlerden değer koymaları için yardım ister .Kıymetlendirme sonucu tarlaya konulan değeri beğenmeyen köylümüz,neme lazım anlamına gelen
küfürlü bir deyimle“Efendim, ben tarlayı bu fiyattan veremem” der. Uzun ve yorucu bir yürüyüşten sonra bu deyime sinirlenen Hacı Dursun Türkoğlu “Mademki Efendiye yapacaktın(küfürlü deyimi söyleyerek),buraya getirmeden yormadan yapsaydın ya der.
 ♦♦                                    
Mehmet/Vahhap ÜNAL,Babası askerde ölür, annesi de kocaya varınca küçük yaşlarda yetim kalır.Boğaz tokluğuna sağda solda çalışarak hayatını sürdürür.Bir gün Hala dediği komşusu tarla bellemeye çağırır.Mehmet tütünüm yok,tütün bulursan olur der.Hala tütün bulur ve Mehmet’i tarlaya gönderir.Mehmet tarlaya gider ancak oturup sigara sarar,oyalanır,iş görmez.
Durumdan memnun kalmayan Hala Mehmet’e yalvarırcasına E Muhame haydi biraz belle,hep oturma der.Mehmet Hala Boş çuval ayakta durmaz diyerek savunma yapar.Hala Mehmet’e hak verir.Tamam der.Eve gider yiyecek hazırlayıp tarlaya getirir.Mehmet yemeğini yer,sigarasını sarar içer.Karnı tok olduğu için ha bire oturup sigarasını sarar tüttürür.Hala hepten rahatsız olur.Mehmet’e yalvararak E Muhame haydi ne olursun belle, oturma der.Mehmet gayet rahat ve pişkince Hala dolu çuval bükülmez diyerek kendini savunmuştur.Güzel bir ata sözü ”Boş çuval dik durmaz,dolu çuval bükülmez” değil mi?
♦♦                                    
Doğu illerinde gurbetçi köylülerimize ait bir hikaye :
İnşaat Kalfası inşaat için gerekli taşları taş ocağından çıkarıp kırıp düzeltme işini Mustafa Kalem/kamyon 'in yanı sıra sağır olan birini/kofo ve genç deli dolu birini/akofo üçlüsünü görevlendirir.
Kofo ve akofo balyozlarını her taşa vurduklarında çevreye savrulan parçalardan bir kaçı Mustafa Kelem'e isabet ediyor. Bir iki derken kafasına denk gelir ve kafasından yaralanır.
Kanlar içinde başını tutan Mustafa Kalem "oyis kofos çe oyis akofos/biri sağır biri de sünnetsiz ben ne edeyim" diyerek yakınır.
  ♦♦                                 
Doğu illerinde gurbetçi köylülerimize ait bir başka hikaye;
İnşaat şantiyesinin birinde kalan Dursun Ali Koç ve arkadaşları öğle yemeği için hazırlık içindedirler. Aşçı yemeği hazırlayıp Dursun Ali'ya seslenir "Git straveya'yi/Kör'ü çağır da gel yemek yiyeceğiz."der.Dursun Ali da çalışan işçilerin arasından onun istediği kişiyi nasıl ayırt edip çağıracağının düşüncesi içinde "ulin stravi/hepsi kör kimi seçip çağırayım" diyerek cevap verir.
 ♦♦                                      
Doğuya gurbete yaya yürüyerek giden gurbetçiler hem yorulup hem de acıkınca Bayburt ilinde  köyün birine uğrayıp bir evin kapısını çalalarak yiyecek isterler.Bunu fırsat bulan evin hanımı da ziyan olmasın diye içine fare düşmüş ayranı bir çanağa koyup gurbetçilere ikram eder.Gurbetçiler de ayaranın içine ekmeği doğrayıp yemeye başlar.Kapının eşiğinden seyreden evin çocuğu da gurbetçilerle şaklalaşmak ister."sıçanlı ayranı yersiniz"diyerek kaçıp kapının arkasına saklanır.Bir iki derken ne söylediği anlaşılınca gurbetçinin biri "sıçanlı ayran ha" der ve çanağıkaptığı gibi  çocuğun başına fırlatır.Evin çocuğu başını tutarak "anaaa! anaaa ! kuduğun çanağını kırdılar,kuduğun çanağını kırdılar" diyerek ananasına koşar.
Gurbetçiler de "hem sıçanlı ayran hem de kuduğun çanağında" mırıldanarak üzüntülerini belirtirler.

♦♦      

Uzun yaz günleri birinde Çaykara'dan yaya yola girip Bayburt'a gitmekte olan Bayburt'lu bir yolcu,Köknar Köyünden sonrası için kestime yol olarak rofa-gagart istikametinde yol alır.Karaçam Köyü Mesirelerine vardığında üç genç önünü keser.Özellikle gençlerden biri adamı dövmek için bir diğeri tarafından kışkırtılır.Nihayet gençlerden biri burası bizim yerimiz buradan geçemezsin gerekçesi ile   yolcuya takılır ve bir yumruklar..Kışkırtan genç  daha da ileriye giderek vur anlamında Ola dos ! Ola dos ! diyerek yumruklayan genci daha da galyana getirir.Üçüncü genç ise olaya üzülür ve araya girer.Yumruklayan gence  dur anlımında Ola sta ! Ola sta ! diyerek ayırmaya çalışırr.Bayburt'lu kurtulup köyüne vardığında başından geçen  olayı çevresindekilere şöyle anlatır.Üç arkadaş önüme geçip yolumu kestiler "Stasta olmasaydı Dosdos benim canımı alacaktı"der.
 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile