Dolaşım-Sinir-Üreme Sistemleri

  • Kategori: Biyoloji
  • Cuma, 08 Eylül 2017 19:16 tarihinde yayınlandı.
  • Super User tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 12

Dolaşım-Sinir-Üreme Sistemleri

 

Dolaşım sistemi;kan,kalp ve damarlardan oluşur

Kan,Kan hücreleri ve kan plazmasından oluşur.Kan,kan dokuda anlatılmıştır.

Kan grupları;Kandaki kan hücrelerinden Alyuvaralrın yapısında bulunan Özel protein maddesine göre

A özel protein maddesi bulundurana A,

B özel protein maddesi bulundurana B,

Her ikisini de bulundurana AB,

Her ikisini de bulundurmayana 0 kan grubu denir.

Kan nakillerinde Kan plazmasında bulunan Antikorlara dikkat edilir.Antikorlar kana karışan yabancı harhangi bir hücre veya zararlı moleküllere(Antijen) karşı hücreyi savunmak zorundadırlar.Antikorların yabancı hücrelerle etkileşimi ile çökelme sonucu damarlarda tıkanmalara yol açar.Antikorların yabancı alyuvarlarla etkileşimi özelliğine çöktürücü denir.

A grubu insanların kan plazmasında B özel proteine(Antijen)karşı Beta çöktürücüsü(Antikor) vardır,

B grubu insanların kan plazmasında A özel protenine karşı(Antijen) Alfa çöktürücüsü(Antikor) vardır,

0 grubu insanların Kan plazmasında her iki çöktürücü de vardır.

AB grubu insanların kan plazmasında her iki çöktürücü de yoktur.

Buna göre;

AB kan grubu genel alıcı,

0 kan grubu genel verici dir.

Ayrıca bazı insanların kanındaki

Alyuvarlarında antijen özelliği gösteren Rh faktörü bulunur.Kanda Rh faktörü varsa pozitif yoksa negatif olarak değerlendirilir.

Buna göre,

Rh(-) kan grubu/Rh faktörü taşımayan,Rh(+)kan grubundan/Rh faktörü taşıyandan kan alamaz.

Çünkü kan alanın Kanındaki Antikorlar kana karışan alyuvarları(Antijenleri)Çöktürür.

Rh(-) kan grubu,(Rh+) kan grubundan kan alırsa kan uyuşmazliği olur.Evliliklerde kan uyuşmazlığına dikkat edilir.

Kan nakillerinde;

Kan alan kişinin kan plazmasındaki Antikor,verecek kişinin ise alyuvarındaki protein yapısı önemlidir.

    

Biyokimya

Kan,idrar ve diğer vücut sıvılarında değerlerinin ölçümü.Karaciğer,böbrek fonksiyonlarını değerlendiren testler, kolesterol,trigliserid,HDL,LDL gibi kan yağları ve şeker ölçümleri,gizli şeker vb.

Koagülasyon

Kanın pıhtılaşmasını değerlendiren birçok test kanama ve pıhtılaşma bozukluklarının yorumlanmasında yardımcı olan değerlerdir.

Elektroforez

Kan ve idrardaki bazı enzimler ve proteinlerin varlığının veya tipinin belirlenmesine yardımcı çalışmalardır.

Hematoloji

Kan sayımı,kandaki alyuvar, akyuvarların ve diğer tüm hücrelerin değerlendirilmesidir.

Alerji

Hangi maddelerin maddelere karşı gösterdiği tepkimelerin vücut metabolizmasındaki etkileri

Toksikoloji

Çeşitli ilaç düzeyleri ve bazı toksik maddelerin varlığının belirlenmesi.

  

Lenf sistemi

 

Lenf sistemi lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşur.

Kılcal kan damarlardan vücut hücreleri arasına sızan kan sıvısının bir bölümü tekrar kılcal kan damarlarından alınır.Kılcan kan damaralarından geçemeyen kan sıvısı ve içindeki küçük protein molekülleri ve Akyuvarlar Lenf sıvısını oluşturur.Renksiz olduğu için ak kan da denir.Lenf sıvısı bir ucu kapalı özel damarlarla alınarak büyük lenf damarlarına iletilir.lenf damarlarının birbiri ile birleştikleri yer şişkin olur ve lenf düğümleri adını alır.Lenf düğümleri mikropları süzer ve bazı Akyuvarları üreterek kana verir.

Lenf bezleri, bir ağ gibi bedenimizi saran lenf damarlarıyla birlikte bağışıklık sistemimizin önemli yapı taşlarını oluşturur. Lenf bezleri tüm bedende yaygın olarak bulunmakla birlikte,çene altı,kulak çevresi,koltuk altı,kasık gibi cilde yakın bölgelerde ve göğüs ve karın içi gibi daha derin yerleşim bölgelerinde bazı kümelenmeler oluştutur.Bunlara bölgesel lenf bezleri denir.

Eğer kanser içinde bulunduğu organ ya da dokudan lenf bezlerine ulaştıysa bu önemlidir;bu durumda kanserin karaciğer, kemik, beyin gibi başka organlara da ulaşması riski söz konusu olduğundan,lenf bezleri özellikle dikkate alınır.

Lenf dolaşımında lenf iki yolla kana karışır.

1.yol,İnce barsaklarda emilen yağ asidi ve gliserol ile vücudun alt bölümünden tolanan lenfin taşındığı yol.Kilüs boruları ile peke sarnıcı denilen yere gelir.Göğüs kanalı ile Sol köprücük altı toplar damarına bağlanır.

2.yol,Baş ve gövdenin sağ yarısından toplanan lenf ile Sağ koldaki lenfin taşındığı yol.Bu yolla toplanan lenf büyük lenf damarına bağlanır.Büyük lenf damarı sağ köprücük altı toplar damarı ile birleşir.Böylece lenf kana karışmış olur.

Lenf sistemi,kılcal kan damarlarından sızan kan sıvısını ve akyuvarları kana verir.Yağların sindirimi sonucu oluşan yağ asidi ve Gliserolü alarak kan dolaşımına verir.Akyuvar üreterek vücudu mikroplara karşı korumuş olur.

  

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

-Organların birbiri ile uyumlu çalışması düzelmiyecek şekilde bozulursa ölüm,düzelecek şekilde bozulursa hastalık olayı oluşur.

-Hastalıkların sebeblerinden en önemlileri mikroplardır.Mikropların sebep olduğu hastalıklar bulaşıcı olup infeksiyon adını alır.

-Her ifeksiyon hastalığının mikrobu farklıdır.Ancak,ortak birtakım belirtileri vardır.Ateş,bulantı,kusma,halsızlık,burun ve göz akıntısı gibi.

-Yetersiz ve dengesiz beslenme,yorgunluk,

stres vb.direncin azalmasına ve mikrobik hastaslıkların ortaya çıkmasına neden olur.

-Nezle,grip,verem vb hastalıkların mikropları havadan veya hasta insandan,Kuduz,tifüs,veba vb.hastalıkların mikropları hayvanlardan,

Tetanoz torakatan,kolera,dizanteri vb sularla bulaşmış olur.Yani mikroplar,hava,su,besin,böcek,kullanılan eşya vb. den bulaşır.

-Mikroplar bir hücreli canlıların hastalıklara neden olanlarıdır.Besinlerini hazır geçişme yoluyla alaırlar.Bunun için nemli,güneşi ve oksijeni az yerlerde yaşarlar.

Buna göre yaşama ortamları dikkate alındığında mikroplardan korunmuş oluruz.

-Vücudumuza dışardan giren mikroplara karşı vücut sağlığını korumakla görevli savunma sistemine(Akyuvar hücreleri,Akyuvarları üreten lenf sistemi/bademcik,koltuk altı,kasık arası lenf düğmlerinde,bazı enzimler ve Antikorlardan oluşan sistem)Bağışıklık denir.

-Kuduz mikrobu Beyinde,Sitma mikrobu Alyuvarlarda,Verem mikrobu Akciğerlerde yerleşerek çoğalır.Atık maddelerine Toksin denir.Toksinleri yok eden Akyuvar salgılarına Antitoksin denir.(Her mikrop çeşidi vücudun farklı organlarına yerleşip çoğalır.)

-Dışardan giren mikroplara karşı vücudumuzu koruyan;dışta deri,içte sindirim ve solunum yolarında MUKUS SIVISI,Mide asitleri,kanda Akyuvar ve Antikorlarıdır.Antikorlar lenf bezlerinde ve karaciğerde salgılanır..Akyuvarlar aktif hareket ettiğinden gerktiğinde damarların dışına çıkabilir.

-Her infeksiyon hastalığının mikrobu farklı olduğu gibi her mikrobun Antikoru da farklıdır.

-Bazı Antikorların ömrü ve etkisi uzundur.Bazılarının ise kısa sürelidir.

Doğuştan kazanılan bağışıklık Anne kanından alına Antikorlar sayesindendir.

-Vücudun mikroplara karşı kazandığı direnç ve savunma gücüne bağışıklık denir.

-Sağlı iken hastalık geçirmek(Mikropları Akyuvarların tanıması ve hazırlıklı olması) ve Aşı ile kazandırılan Bağışıklığa Aktif bağışıklık denir.

Serum ve Antibiyotiklerle mikroplara karşı vücudu savunmaya da Pasif bağışıklık denir.

-Aktif bağışıklık,hastalanan vücudun ürettiği Antikorlarla kazanılır.Kızamık ve su çiçeğinde süresi ömür boyudur.Nezle-Grip 2-3 hafta,Verem,tifo bikaç yıldır.

-Sağlıklı iken kazalılan bağışıklık,vücuda giren mikropların hastalık yapmasına fırsat verilmeden yok edilir.

-Aşı,insanlar hastalanmadan önce hastalığın etkisiz hale getirilmiş mikrobu veya toksini vücuda verilmesidir.Aşı Laboratuvarda haılanarak temiz şişelerde saklanır.

kızamık,çiçek,tifo,tifüs,verm,kolera,tetanoz,boğmaca,difteri,çocuk felci,kuduz vb.aşı çeşitleri vardır ve kulanılmaktadır.

-Pasif bağışıklık için hazırlana serum,At,sığır,koyun kanına hastalığın mikrobu azar azar verilir.Hayvan kanında oluşan antikorlar kan serumu ile alınır,diğer hücreler dibe çöktürülür.Elde edilen serum çeşitli işlemlerden geçirilerek hastalara veriir.Serum,antikor ve besin içerir,vücuda direnç kazandırır.

-Vücudun Bağışıklık sistemini bozarak savunmasız hale gelmesine sebep olan AİDS virüsleridir.AİDS virüsleri kan ile bulaşır ve öldürcüdür.Yani basit bir infeksiyon mikrobuna karşı vücut kendini savunamaz.

 

Moleküler Biyoloji

İnfeksiyon hastalıklarının laboratuvar tanısında son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Tanıda kullanılan direkt olarak etkenin kendisinin veya indirekt olarak etkene özgü antijen ve etkene karşı vücutta gelişen antikorlara yeni bir alanda yöntemler geliştirilmiştir. Mikroorganizmaların DNA, RNA'sı gibi nükleik asitlerinin araştırılması ile daha kesin ve hızlı sonuçlar alınmaktadır. Muayene maddelerinde az miktarda dahi bulunsa hastalık etkeni mikroorganizmalar bu teknoloji ile kolayca tanımlanabilmektedir. Bu yöntem özellikle zor üreyen, konvansiyonel besiyerlerinde üretilemeyen mikroorganizmaların saptanmasında değerli bir yöntemdir.

   

Mikrobiyoloji

Mikroorganizmaları bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler olarak sınıflandırmaktayız.Tüm bu mikroorganizmalar hastalık etkeni olarak karşımıza çıkmaktadır. infeksiyon etkeni mikroorganizmalar belirlenmesidir.Mikrobiyoloji laboratuvarmda alt birimler olarak bakteriyoloji, viroloji mikoloji,parazitoloji ve seroloji bölümleri yer almaktadır.

İmmünoloji

Bağışıklık bilimi,bağışıklık sisteminde gelişen hastalıkların tanısında kullanılan testlerdir.

  

Endokrin sistem

 

Organların düzenli çalışmasını sinir sistemi ile beraber kontrol eden özel kimyasal maddelere hormon denir.

Hormonları,Endokrin sistemini oluşturan iç salgı bezleri üretir.

Sinir sistemi çok hızlı çalışır ve organları anında etkiler.Endokrin sistemi(Hormonlar ve hormonları üreten iç salgı bezleri)yavaş ve sürekli bir denetim şeklinde organları etkiler.

İç salgı bezlerinin ürettiği hormonlar doğrudan kana verilir.Hormonlar kan dolaşımı ile ilgili doku ve organlara taşınır.

İç salgı bezleri ve hormonlarının

faaliyetleri Hipofiz bezi idare eder.Hayvanlarda Hipofiz bezi Endokrin sisteminin merkezidir.

-İnsanların büyümesi,gelişmesi,cinsel olgunluğa erişmesi hormonların sürekli denetimi ile sağlanır.

-Hormonlar,canlının iç ve dış değişikliklere karşı hazır olmasını sağlar.Bitkillerin ilk baharda çiçek açması,yazın meyve vermesi ve son baharda yapraklarını dökmesi vb. hormonların çevre etkilerine göre bitkiyi hazırlar.

-Hormonlar insan bedeni ve yapısı üzerinde etkilidir.Düzensiz salgılanmaları halinde hayatsal olaylar olumsuz etkilenir.İnsülin hormonu eksikliği şeker(Kandaki glikozun hücrelere girmeyişi)hastalığı,Büyüme hormonu azlığı cücelik,fazlalığı devliğe yol açar.

HİPOFİZ BEZİ,Ara beyin olan hipotalamusun altında yer alır.

-Sinir sistemi ile Endokrin sitemi arsındaki ilişkiyi düzenler.Endokrin sisteminin merkezidir.

-Hormonlarının bir kısmı iç salgı bezlerinin faaliyeklerini kontrol eder.Bir kısmı de etkilerini doğrudan vücut üzerinde göterir.

-Büyüme hormonu,büyüme ve gelişmeye,

-Sperm ve yumurta oluşumunu etkileyen hormonlar,

-Vücudun su dengesini ve kan basıncını ayarlayan hormonlar,

-Kemiklerin oluşumu ve gelişiminde etkili hormolar,vb.

Epifiz bezi,eşey üreme hücrelerinin oluşumunda etkili olan hormonları üreten eşey bezlerinin vaktinden önce gelişimini önler.Özelliğini kaybetmesi ile insan bedeni,zihni ve cinsi yönlarden olgunlaşır.

TİROİT BEZİ;

Boyun bölgesinin ön alt tarafında soluk borusunun önündedir.

-Tiroit bezinin salgısı Tiroksin hormonu,vücut metabolizmasını hızlandırır.

-Çocuklarda beden ve zeka gelişiminde etkilidir.(Eksikliğinde kaslar zayıf düşer,kemik gelişimi akasar,boy kısa kalır,Beyin işlemesinde gelişme olmaz,ruhi gelişme yavaşlar,çevre ile ilgi azalır,kan basıncı ve vücut ısısı normalın altına düşer,deri şişer,kıllar dökülür,iştahsizlik görülür.)

-Tiroksin eksikliğini gidermek için Tiroit bezi fazla çalışır.Bu durumda şişer(Gutr).vücut terlar kan basıncı yükselir.Kalp atış hızı aratar ve sinirlilik görülür.

İyot minerali eksikliğinde Tiroksin hormonu az salgılanır.

-Kalsitonin hormunu,kandaki fazla kalsiyumun kemiklere geçmesini sağlar.

BÖBREK ÜETÜ BEZİ;

Böbreklerin üst iç yüzeylerinde bulunur.Öz ve kabuk kısımlarından oluşur.

-Dıştaki kabuk bölgesinin(Korteks)ürettiği salgılardan kortizon hormonu,protein ve yağ metabolizmasını düzenler(Protein ve yağların glikoza dönüşmesini sağlar).Aldosteron hormonu ise su ve iyon dengesini sağlar.

-İçteki öz kısmının ürettiği salgı,Adrenalin hormonu,Şeker metabolizmasını düzenler,Kalp atışını ve kan basıncını ayarlar.

Korku,hiddet,sevinç,vb.hallerde yüz kızarması aniden Adrenalin salgısının artmasındandır.

PANKREAS BEZİ;

-Karma bir bezdir.salgılarından hormon olanlarını(insülin ve glukagon) kana vermesi özelliği kapalı bez(İç salgı bezi),enzim olanlarını(Lipaz,Amilaz vb)oniki parmak barsağı boşluğuna bir kanalla verdiği için de Açık bez(dış salgı bezi)dir.

-Alfa hücreleri,glukagon hormonu salgılar,Kandaki Normalın altına düşen şekeri karaciğerde depolanan şekeri kana geçişini sağlayarak kandaki şeker oranını yükseltir.

-Beta hücreleri,insülin hormonu salgılar,kandaki normalın üzerine çıkan şekeri karaciğere girmesini sağlayarak normale indirir.Kandaki glikozun hüvre ve dokulara girmesini sağlar.

Endokrinoloji

Vücudun vitamin düzeylerinin ve hormonal durumunun değerlendirilmesi ile ilgili bilim dir.

 

 

Kalp,koni biçiminde olup,yapısı kırmızı kas özelliği taşıyan kaslardan oluşmuştur.

Dört gözlü olup,iki karıncık ve iki kulakcıktan oluşur.Kanın geri dönüşünü önleyen kulakcıklarda kapakcıklar bulunur.Sol gözlerden temiz kan(Oksijen miktarı çok),sağ gözlerden de kirli kan(Karbondioksit miktarı çok) pompalanır.

Karıncıklar kasılınca (karıncıklardaki kan atar damarlara),kulakcıklar gevşer (vücutta ve akciğerdeki kan toplar damara).

Karıncıklardan atar damarlar/Aort atar damarı ve Akciğer atar damarı,kalpten kanı götürür.

Kulakcıklara toplar damarlar/Vücut Ana toplar damarı ve Akciğer toplar damarı,kalbe kanı getirir.

Küçük Kan dolaşımı,kanın kalp ile Akciğerler arasındaki dolaşımıdır:Sağ karıncıktaki kirli kan temizlenmek üzere Akciğer Atar damarı ile Akciğerlere götürür.Akciğerlerde temizlenen kan,Akciğer toplar damarı ile Sol kulakcığa getirir.

Büyük kan dolaşımı,kanın kalp ile vücudun hücre ve dokuları arasındaki dolaşımıdır:Sol karıncıktaki temiz kan Aort atar damarı ile vücudun hücre ve dokularına götürür.Hücre ve dokularda solunum sonucu kirlenen kan vücut ana toplar damarı ile sağ kulakcığa getirir.

Damarlar Atar,toplar ve kılcal olarak değerlendirilir.Atar damarlardaki kan basıncı Toplardamardaki kan basıncına göre fazladır.Kanın damarlara yaptığı basınca tansıyon denir.Kalbin kasılmasında kan basıcına büyük tansıyon,gevşemesinde(dinlenme)kan basıncına da küçük tansıyon denir.

Büyük tansıyon ortalama 12 Cm-Hg,

Küçük tansıyon ortalama 8 Cm-Hg, dır.

Kalbin kasılıp gevşemesi sonucu oluşan kan basıncı damarlarda hissedilir.Kalbin kasılıp gevşemesine vuru/Nabız denir.Normal Nabız sayısı ortalama 75-80 dır.

 

Boşaltım ve üreme Sistemleri

 

 

 

Boşaltım,solunum sonucu hücre ve dokularda oluşan üre ve ürik asit ile karaciğerde sentezlenen amonyak ve fazlalık madensel maddelerin suda çözünmüş halde (idrar ve ter)dışarıya atılması olayıdır.Boşaltım ile görevli organlara da Boşaltım organları denir.Boşaltım organları,Böbrekler,Deri, Karaciğer ve Akciğerlerdir.Akciğerler Karbondioksiti,Karaciğer,Amonyak ve zehirli maddeleri,deri terleme yoluyla fazlalık tuzlarıdışarı atmış olur.

Atık maddeler Atar damar ile böbreklere gelir.Kan atık maddelerden böbreklerde süzüldükten sonra toplar damarla geriye döner.

Böbrekler,Kabuk,öz bölgesi,Havuzcuk ve nefrolardan oluşur.Atık maddeleri seçici olarak süzen böbrek birimlerine Nefron denir.Bir böbrekte yaklaşık bir milyon tanedir.Bir günde böreklerden süzülen kan miktarı 180-190 litredir.

Kabuk ve zar,börekleri çevreleyerek korur.Öz bölgelerde atık maddeler toplanarak havuzcukta biriktirilir.Havuzcukta toplanan atık maddeler idrar kanalı ile idrar torbasına oradan da idrar yoluyla dışarı atılır.

 

Böbrekiltihapları,Böbreklerin kabuk ve zar kısmının iltihaplanmasıdır.

Böbrek taşları,böbreklerde süzülen atık maddelerden idrarda çözülemeyen ve atılamayan kristallerin bir araya gelmesiyle oluşur.

Nefrit,Nefronların iltihaplanmasıdır.

Böbrek yetmezliği,Böbrekler çeşitli nedenlerden dolayı kanı atık maddelerden arındıramamasıdır.Bu durumda haftada 2-3 defa Diyalize bağlanarak kan atıklardan süzülerk temizlenir.

Böbreklerin sağlığı için bol miktarda su içilmelidir.Sulu yiyecekler ve meyveler alınmalıdır.

  

Sinir Sistemi

 

Sinir sitemi,uyartıları alıp uyartılara cevap veren sistemdir.Uyartılar etki,cevap verme de tepkidir.Ayrıca hayatsal olayları denetler ve düzenler.

Sinir sistemi le görevli organlara da sinir sistemi organları denır.

Düzenleyici ve denetleyici sistem,Sinir sistemi ve Endokrin(Bez ve hormonları)sisteminden oluşur.

Sinir sitemi de Merkezi sinir sistemi

(Beyin ve Omur iliği soğanı)ve Çevresel sinirlerden(Duyu ve hareket sinirleri) oluşur.

 

Beyin,Milyonlarca nöron(sinir hücreleri)lardan oluşur.

Beyin yarım kürelerinin kabuk kısmında,duyu,haraket,anlama,yazma,hatırlama vb.merkezler bulunur.

Hayatsal olayların ve ruhsan olayların denetim ve düzenlenmesinde birinci dercede etkilidir.Duyu organaların merkezleri beyinde bulunduğu için öğrenme ve bilinçli hareketlerin merkezi durumundadır.

Beyin,

Ara beyin/Talamus(Hipotalamus ve epitalamus)

Orta beyin ve

Arka beyin/beyincik ve omurilik soğanından oluşur.

Ara beyin,dokuların ve iç organaların kontrolünü otomatik olarak hipofiz hormonu ile kontrol eder.

Vücut ısısı,iştah,heyecan,uyku,korku,yağ ve karmonhidratların metabolizmasını düzenler.

Ayrıca duyu uyartıları beyin kabuğuna gitmeden önce talamusta toplanır ve dağılır.

Orta beyin,Beyincik,omurilik soğanı

ve omurilik arasında bağlantı kuran sinir tellerinin geçit yeridir.

Arka beyin;

-Beyincik,Kas hareketleri arasında uyumu ve dengeyi sağlar.

-omurilik soğanı,

sindirim,solunum,dolaşım,salgılama vb.hayatsal olayların merkezlerini oluşturur.

Karciğerde şeker ayarlaması,kusma,çiğneme,

hapşırma,öksürmevb.reflekslerin merkekezidir.

Beyinden gelen sinirler omurilik soğanından çaparaz şekilde vücuda yayılır.

Beyin zarar görürse bilinç ortadan kalkar.Hayat devam eder(bitkisel hayat).

Omurilik soğanı(hayat düğümü)zarar görürse hayat sona erer.

   

Omurilik,iç tarafı boz,dış tarafı ak olan bir madde olup omurganın içini doldurur.

Vücuttan beyne gelen,beyinden kaslara gönderilen uyarıları iletir ve alışkanlık haline gelmiş hareketleri kontrol eder.Omurilik aynı zamanda Reflekslerin(ani tepkiler)merkezidir.

 

 

 

Çevresel sinir sistemi;

Uyartıları alıp Beyin ve Omuriliğe götüren, beyin ve omurilikte oluşturulan tepkileri doku,organ ve bezlere getiren sinirlerin oluşturduğu sistemdir.Duyu,hareket ve bağlantı

sinirleri şeklinde değerlendirilir.

Beyinden çıkan sinirler 12 çifttir,bazıları hareket bazıları hem hareket hem de duyu sinirleri olarak görev yapar.

Omurilikten çıkan sinirler 3 çifttir,Duyu ve hareket sinirleri olarak görev yaparlar.

Çevresel sinir sitemi,Somatik ve otonom sinir sistemi şeklinde değerlendirilir.

istekle yapılan davranışları somatik,istek dışı hayatsal olayları da otonom sinir sistemi kontrol eder.

Otonom sinir sistemini oluşturan sinir hücrelerin miyelin kılıfı yoktur.Birbirine zıt(sempatik ve parasempatik) çalışır.

  

üreme

 

 

 

İnsanlar da üreme yeteneğinin oluştuğu döneme ergenlik(Blüğa erme)denir.Ergenlik dönemi çevre şartları ve beslenme ile ilgili olduğundan yaşanılan ülkeye göre değişik yaşlarda başlar.Türkiyede kız çcuklarında 12-14,erkek çocuklarında 14-16 yaşlarında görölür.

Ergenlik dönemi kişiliğin kazanılması bakımından oldukça önemlidir,Kız çocuklarında göğüs ve kalçaların,erkek çcuklarında omuz ve kıl gelişmesi görülür.Erkeklik ve dişilik özellikleri belirginleşir.

 

ANNE SÜTÜ

Anne sütü ile emzirme ne kadar uzun ise anne sütünün bebek ve anne için faydaları da o kadar fazla olur ve o kadar uzun sürer. Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Pediatri Akedemisi anne sütüne mümkün olduğunca uzun, en az 1 yıl süreyle devam edilmesini önermektedirler

 

Sistit, çeşitli mikrolar tarafından oluşturulan mesane(idrar kanalları) enfeksiyonudur.

Prostat Büyümesi,orta yaş üzerindeki erkekleri en sık etkileyen hastalıklardan birisidir.Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar.

 

Kısırlık Nedir?

Çiftlerin en az bir yıl süreyle, hiçbir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın çocuk sahibi olamamalarıdır.Kısırlık;kadın,erkek ya da her ikisine ait üreme sistemleri ile ilgili problemlerden kaynaklanan bir sağlık sorunudur.

Yaklaşık olarak %40'ı kadınlardan %40'ı da erkeklerden kaynaklanan nedenlere bağlıdır. Geriye kalan %20 ise her ikisinden kaynaklanan problemler ya da açıklanamayan nedenlerine bağlıdır.

Kısırlığa neden olan faktörler nelerdir?

- Kadın üreme organlarında geçirdiği enfeksiyonlar.

- Testislerde ve sperm kanallarında geçirilmiş enfeksiyonlar.

- Erkekler için geçirilmiş kabakulak enfeksiyonları.

- Yeme bozukluğu

- Kadınlarda düzensiz adet görme veya hiç görmeme

-Rahim içini döşeyen kılıfın rahim dışında bir yere sıçraması.

- Rahmin doğumsal anomalileri

- Kronik hastalık (diyabet)

- İleri yaş, sigara, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı vb.

   Tüp Bebek(IVF);anne adayının yumurtalıklarından toplanan yumurtalarla, baba adayından alınan spermlerin laboratuvarda birleştirilerek döllenmesi ve elde edilen embriyoların tekrar anne rahimine yerleştirilmesi işlemidir.IVF bir yardımcı üreme tekniğidir.

 

Tedavinin başlıca 5 aşaması vardır:

*Yumurtaların geliştirilmesi ve olgunlaşması

*Yumurtaların toplanma zamanının ayarlanması

*Yumurtaların toplanması

*Yumurtaların laboratuvarda spermle birleştirilmesi(döllenme)

*Oluşan embriyoların anne rahmine yerleştirilmesi

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile