Çevre

  • Kategori: Biyoloji
  • Cuma, 08 Eylül 2017 20:32 tarihinde yayınlandı.
  • Super User tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 347

Çevre; insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamdır. Bir başka ifade ile çevre, bir organizmanın var olduğu ortam yada şartlardır ve yeryüzünde ilk canlı ile birlikte var olmuştur. Sağlıklı bir yaşamın sürdürülmesi ancak sağlıklı bir çevre ile mümkündür. Bir ilişkiler sistemi olan çevrenin bozulması ve çevre sorunlarının ortaya çıkması, genellikle insan kaynaklı etkenlerin doğal dengeleri bozmasıyla başlamıştır. İnsan yaşamı çeşitli dengeler üzerine kurulmuştur. İnsanın çevresiyle oluşturduğu doğal dengeyi meydana getiren zincirin halkalarında meydana gelen kopmalar, zincirin tümünü etkileyip, bu dengenin bozulmasına sebep olmakta ve çevre sorunlarını oluşturmaktadır. İnsanların çevre açısından karşı karşıya kaldığı başlıca problemler şöyle özetlenebilir: Hava, su ve topraklarımızın her geçen gün artan oranlarda kirlenmesi ve önemli bir kısmının kullanılamaz hale gelmesi, Özellikle Büyükşehir ve sanayi bölgelerinin çevre kirliliği sebebiyle yaşanamaz hale gelmesi, Ozon tabakasının delinmesi, Yerkürenin giderek ısınması, Kanser ve benzeri hastalıkların artması, Doğal kaynakların hızla tüketilmesi..      

Günlük yaşamda çevre

  

Evimizdeki Tehlikeler...

Çevre sorunları insanlardan kaynaklanan sorunlardır. İnsanın çevre konusunda doğru davranışlar kazanabilmesi,bu doğrultuda eğitilmesi büyük önem taşımaktadır.Biz çevre korumacılığını kendi yaşantımızdan başlatırsak bu yönde yapılacak çalışmalara katkıda bulunmuş oluruz.Şimdi günlük yaşantımızda devamlı kullandığımız fakat farkında olmadığımız bazı zararlı ürünleri tanıyalım.

KADMİYUM: Bu madde insanlarda yüksek tansiyona,kalp hastalıklarına,akciğer kanserlerine ve kansızlığa neden our. Bulunduğu ortamlar sanayi kuruluşlarının atıkları,çay,kahve,sigara ve otomobil egzos dumanları.

KURŞUN:Bu maddenin meydana getirdiği olumsuzluklar,vücudun hassaslaşması,kuvvetten düşme,uykusuzluk,kabızlık,zihin bulanıklığı, böbrek hastalıkları ve felç. Bulunduğu ortamlar,başta egzos gazları olmak üzere, çeşitli mutfak kapları, cilalı kap yüzeyleri, plastik ve benzeri eşyalar.

CİVA: Bazı sanayi kuruluşlarının atık sularında bol miktarda bulunan civa metali, bu suların döküldükleri nehir,göl ve denizlerde bulunan canlılara bu canlılardan da insanlara geçmektedir.

NİTRAT:Bu madde birçok ülkede et ve süt ürünlerinde koruyucu madde olarak kullanılmaktadır.Ayrıca çeşitli bitkilere verilen nitrat gübreler,bitki-toprak-su üçlüsü yoluyla insanlara geçmektedir.Nitrat bir takım reaksiyonlar sonucu insanlarda kansere neden olmaktadır.

 ALÜMİNYUM:Ülkemizde çok sık kullanılan bu maddenin insan sağlığına olumsuz yönde etkisi öteden beri bilinmektedir.Alüminyumgenellkile mutfak araç ve gereçlerinde bulunmaktadır.İnsanlarda erken bunamaya neden olmaktadır.Korunmanın yolu;bu kaplara ekşili ve asitli yiyecekler konmamalı şayet konulursa uzun süre bekletilmemelidir.

 RADON: Evlerimizde çeşitli radon kaynakları vardır.Bunlar radonlu topraklardan yapılmış tuğlalar,su ve gazborularıdır.Bu gaz,temellerden ve oda tababnlarından sızarak tehlike arzeder.Meydana getirdiği olumsuzluklar bilhassa kanser riskin arttırmasıdır.Bu gazdan korunmanın yolu evleri ve odaların sık sık havalandırılmasıdır.

Bilinçli Çevrecilik,alışverişi bilinçli yapmakla başlar.

Çevrenin korunması,geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda gösterilen çabaların amacı,insanların daha sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamalarının sağlanmasıdır.Çevreye zarar veren de çevreyi koruyan ve geliştiren de insandır. O halde yaşam kalitemizi bozmadan alacağımız basit önlemlerle çevremizi koruyabilir, çocuklarımıza yaşanabilir bir çevre bırakabiliriz. Alabildiğine tüketen bir toplum, aslında gelecek nesillerin hakkını da yemektedir. Çevre kirlenmesinin büyük boyutlara ulşaması, çöp dağlarının artık bizleri ve gelecek kuşakları yutmaya hazırlanması,doğal kaynaklarımızın hızla tükenmesi bizleri, alışverişten başlayarak tüketimin her aşamasında ve tüketim sonrası oluşan atıkların bertarafı ve yeniden kullanılmasında bilinçli hareket etmeye zorlamaktadır. Bu tüketim alışkanlığımıza Doğanın daha ne kadar dayanacağını hiç birimiz tahmin dahi edemiyoruz. Çevre Bilinci İle Alışveriş Yapalım; Bir kere kullanıp atacağımız naylon poşetler yerine,sürekli kullanabileceğimiz bez torba, sepet veya fileleri tercih edelim. Unutmayalım ki,plastik ambalajlar ve naylon poşetler doğada parçalanmadan yüzyıllarca kalabilmektedir. Plastik ya da pet ambalajlı yiyecekler yerine cam ambalajlı yiyecekleri seçelim. Herhangi bir ürünü alırken geri dönüşümlü olmasına dikkat edelim.Kullan-at piller yerine yeniden doldurulabilen pilleri kullanalım. Sprey deodorantlar yerine Ozon dostu deodorantlar kullanmaya özen gösterelim. Alışveriş yaparken,harcamanın ne kadarını ürünün kendisine,ne kadarını ambalajına verdiğimizi hiç düşündünüz mü? Bir yandan çevreyi kirlettiğiniz bu ambalaj maddeleri öbür yandan sizi aldatan bir yalancı değil midir?

Fosfat içeren deterjanlar içme suyu kaynaklarına karışarak suyu kullanılmaz hale getirmektedir.Fosfatlı deterjanlar yerine doğal temizleyicileri tercih edelim. Bulaşık makinalarında kullanılan kimyasal parlatıcılar yerine doğal madde olan sirkeyi hiç denediniz mi? 

Kirleticiler ve Kirlenme

 Toprak ve Kirlenmesi

Kirleticilerin toprak üzerindeki etkilerini değerlendirmede bazı güçlükler vardır.Toprak sadece ana kayacın parçalanmasından oluşan bir cansız madde değildir. Toprak başlı başına bir ekosistemdir.

Bir gr. Orman toprağında bir milyondan fazla bakteri , 100 .000 maya hücresi, 50.000 fungus misel parçası bulunur. Bir gr verimli tarla toprağında ise 2.5 milyar bakteri, 400.000 fungi, 50.000 alg ve 30.000 protoza yaşar.

Doğal koşullar altında, topraktaki bitkisel ve hayvansal kökenli canlılar toprağın verimliliği için şarttır. Belki bazı insanlar toprak solucanının toprak içindeki faaliyetleriyle toprağı alt üst ederek, toprağın mevsimlik derecesi üzerine etkili olduğunu bilebilir. Fakat bir çok kişi, toprak ile toprakta yaşayan canlıların, çeşitli bitkilerin yetişmesine olanak veren ilişkilerden habersizdir. Toprak mikroorganizmalari azot, fosfor ve kükürdü bitkilerin yararlanabileceği hale getirmekle yükümlüdürler.

 Toprak verimliliği geniş ölçüde toprak canlıların faaliyetine bağlı olduğu için, çevre biyolojisiyle ilgili elemanlar ağır zehirleyici maddelerin toprağa karışmasının engellenmesini salık verirler.  Su KirlenmesiBir kommünitedeki canlılar , çevreye bazı maddeler verir. Bu maddeler bazen ekosistemin işleyişini tersine çevirebilir.

Bir orman toplumu içinden akan dere, döküntüler nedeniyle organik maddeyle olağanüstü dolduğu için oksijene fakirleşir ve başka canlıların yaşamasına olanak vermez.Bu yolla kirlenmenin etkisi insan faaliyeti sonucunda meydana gelen atık suların kirletici etkileri ile aynıdır.Cıva,doğal olarak deniz ekosisteminde bulunabilir ve balıklarda birikebilir.Bununla birlikte çevre kirlenmesi dediğimiz zaman çevreye,insan faaliyetinin sonucu olarak katılan toksik maddelerin katılmasını kastederiz.Su benzersiz bipolar özelliği nedeniyle çok sayıda maddeyi eritir.Erimeyen maddelerde su içinde dağılır.İnsan topluluklarının küçük olduğu dönemlerde küçük köylerden sulara karışan atık maddeler,3-5 km içinde seyrelip ve nihayet doğal yollardan parçalandığı için akarsu bir ötedeki köyde kullanılabilir hale geliyordu.Aradan zaman geçtikçe köyler kasabalar da şehirlerde dönüştü.Bu kez akarsu bir şehirden ötekine geçtikçe daha da kirlenmektedir.

Evsel ve endüstriyel atıkların yeryüzündeki çukur alanlara taşınması ve bu nedenle akarsu,göl ve deniz kirlenmesi kaçınılmazdır. 

 

Tuzlu Kirleticiler

Maden ocaklarında çeşitli sızıntılar tatlı sulara karışır.Bazı organizmalar bir dereceye kadar tuz yoğunluğuna dayanabilir.Tuz kirlenmesi,kış aylarında yolların buzlu bölgelerinde tuzun kullanıldığı yerlerde meydana gelir.Tuzlu sızıntılar,toprağın ozmotik dengesini değiştirir ve bitkilerin çoğu kurağa duyarlı olur. Diğer yandan, bu tuzların karayollarından yol kıyısındaki kanallar aracılığıyla doğal su kaynaklarına karışması halinde akuatik yaşam etkilenir.Tuzun kullanılması bazı yerler için kaçınılmaz olabilir. Fakat bilgisiz kullanma ve denetimsizlik durumu daha da kötüleştirir.

 Kalsiyum ve magnezyumun; klorür, sülfat ve bi karbonatları nehir suyunda az yoğunlukta bulunsa bile çok zararlıdır. Çünkü suya sertlik verir, endüstride kullanılması uygun değildir. 

 

Organik atıklar

Akarsularda en çok kirleticiler, organik kökenli olanlarıdır. Bazı durumlarda, küçük bir dereye fazla miktarda yaprak döküntüsü karıştığı zaman yüksek düzeyde BOD oluşur. (biyolojik oksijen ihtiyacı). Bu koşulda balıkların tümü ölür. Bununla beraber organik kirleticilerin çoğu insanın çevresini kötü kullanmasından ileri gelir.

Her şeyden önce organik kirletilme, insan ve hayvanların metabolizma artıklarının suya karışmasından ileri gelir. Ayrıca bazı besinsel maddelerin fabrikasyonu sırasında kan, süt kalıntıları,yağ artıkları, meyve suyu döküntüleri, meyvelerin sebzelerin yıkanması sonucunda ortaya çıkan kirli su, suya karışabilir.Ahır hayvancılığının yoğun olarak uygulandığı yerlerde, bu hayvanların boşaltım ürünleri ve dışkıları, doğrudan doğruya bu şehir yada kasaba çevresinde bulunan akarsulara karışmaktadır. Kanalizasyonlar da şehirlere en yakın derelere açılmakta, genel olarak herhangi bir ön işleme tabi tutulmadığı için suları, bir yandan organik maddeler diğer yandan da suda asılı duran maddelerle kirletirken, deterjanlarla da kirletmeye neden olmaktadır. Bu dereler, şehirlerin içinden ya da çok yakınından geçtiği için koku, hastalık taşıma ve görünüş bakımından çirkin bir durum yaratmaktadır.

Evlerden gelen lağım, banyodan ve mutfaktan gelen sular ile tuvaletten gelen suyun karışımından ibarettir. Bunlarla ilgili maddeleri içerir.Ayrıca lağımda virüsler, bakteriler ve protozoalar bulunur. 

 

Hava Kirlenmesi

Dünyayı saran atmosferin içerisinde %21 oksijen, %78 azot ve % 0,033 karbondioksit bulunur.Fosil yakıtlarHava kirleticilerinin en önemli kaynağı fosil yakıtlardır. Bunlar arasında kömür ve akaryakıt ön sırayı alır.

Kömürün yanması sonucunda değişik büyüklükte parçacıklar meydana gelir. Büyük parçacıklar, toz meydana getirir ve bu tozlar fabrikaların yöresinde yere çöker. Küçük parçacıklar ise duman meydana getirir.İnsan solunumu sırasında havada bulunan parçacıklar da solunum sistemine girer ve parçacıkların büyüklüğüne göre sistemin değişik yerlerinde tutulur.

Kükürt dioksit:Fosil yakıtların neden olduğu önemli kirlenmelerden birisi de kükürt dioksit kirlenmesidir. Havaya karışan kükürt dioksitin büyük kısmını, yerleşim bölgelerindeki fosil yakıtlar oluşturur.

Özellikle endüstri alanlarında bu durum belirgindir.Bitkiler, havadaki kükürt dioksit oranına hayvanlardan daha duyarlıdır.Bacalardan kükürt dioksit çıkaran sanayi bölgelerinde vejetasyon ciddi oranda etkilenir.

Kurşun: Arabaların eksoz gazlarının içerdiği en önemli kirletici kurşundur. Benzinin kalitesini yükseltmek için kurşuna , tetraetil katılmaktadır. Ağır trafiği olan yollar yöresinde bulunan bitkilerde 500 ppm gibi yüksek bir oranda , insan ve hayvana yedirilmeyecek oranda kurşun birikebilmektedir. Yollarda uzakta bulunan bitkilerde kurşun kirlenmesine rastlanması çok nadirdır.

Garajlarda çalışan insanların kanında 60-100mg/cm3 gibi önemli oranda kurşun vardır. Hava kirleticilerinin bitkiler üzerindeki etkisiBitkiler,Karbondioksiti alarak yaşamları ve gelişmeleri için gerekli maddeleri sentezler. Sentezleme yeteneği yapraklarda bulunduğu için, kirleticilerin yaprak üzerindeki etkileri sonucu, bitki yeterli üretimi gerçekleştiremez.

Bitkilerin kirlenmeye duyarlı olan kısımları yapraklarıdır. Yaprağın iki yüzünde de bulunan stomalar aracılığıyla gaz alışverişi gerçekleşir. Uygun büyüklükteki parçacıklar, stomalardan girerek alanı daraltır. Diğer yandan yaprak yüzeyinde biriken kir fazla olduğu zaman, fotosentezi önemli ölçüde geriletir.

Kükürt dioksitin etkisiyle damarlar arasında önce nekrotik alanlar belirir. Bunlar sonradan beyazlaşır yada sararır.yaşlı bitkiler kirlenmeye daha az dayanıklıdır. Buğday, arpa ve pamuk 0,25-0,3 ppm SO2 ye duyarlıdır.

Hava kirleticilerinin hayvanlar üzerindeki etkisi

Hayvanlar üzerindeki kirleticilerin etkisi

iki basamakta gerçekleşir.

Bunlardan birincisinde kirleticiler bitkiler üzerinde birikir.

 İkinci aşamada bunları besin olarak alan koyun ve sığır gibi hayvanları zehirler.

 İnsanı ciddi olarak etkileyen kirli alanlar, yeryüzünde oldukça azdır. İnsanın giyinmesi nedeniyle, kirli havayla doğrudan doğruya temas eden pek az yeri vardır. Normal yoğunluklarda hava kirleticilerinin, deri üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.Gözün dışa bakan kısmı olan kornea ve konjuktiva, gaz yada parçacık halindeki kirleticilerle karşı karşıya kalır.Ancak gözyaşı denen temizleme mekanizmasıyla yabancı maddeler gözden uzaklaştırılır.Kronik bronşitte bronşlarda yangı gözlenir, soluk alıp verme güçleşir. Öksürükle balgam çıkar.Yaşam düzeyi düşük olan insanlarda bronşitten ölenlerin oranı yüksektir.Astım, içten bir enfeksiyonun yada çiçek tozu, toz, besin veya ruhsal bir uyarımın sonucunda oluşan alerjik bir tepkidir.Akciğer kanseri son 50 yıl içinde artmıştır.Kirli havanın akciğer kanserine neden olduğu bilinmektedir. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile