Elektrik Akımının Etkileri

 

Elektrik Akımının Hareket Etkisi:

Manyetik alan içinde bulunan bir iletkenden elektrik akımı geçirilirse iletken hareket eder. Motorlarda hareket eden kısma rotor diğer elektromıknatıs kısmına da strator denir. 

Elektrik Akımının Isı ve Işık Etkisi:

Direnç, iletkenlerin elektrik akımına karşı gösterdiği zorluktu. 

Elektrik akımı, iletken telden geçerken telin direnci ile karşılaşır ve elektrik akımının bir kısmı direnç nedeni ile ısı enerjisine dönüşür. İletkenlerin dirençlerinin; iletkenin boyuna, kesit alanına ve cinsine bağlı olduğunu biliyorsunuz. Elektrik akımı, iletken üzerinden geçerken iletkenin direnci fazla ise ısı enerjisi daha çok ortaya çıkacaktır. O hâlde elektrik enerjisi bir iletkenden geçerken bir kısmı ısı enerjisine dönüşür ve iletkenlerin ısındığı hissedilir.Üzerinden akım geçen telin ısınma özelliğinden yararlanılarak birçok araç geliştirilmiştir. Bu araçlardan bazılarının fotoğraflarını aşağıda görebilirsiniz.

 

Ev, okul, sokak, hastane vb. yerlerde aydınlanma nasıl sağlanmaktadır? Elektrik enerjisinin ampulden geçerken ışığa dönüştüğünü biliyorsunuz. Elektrik enerjisinin ışık enerjisine dönüşümünü sağlayan araç ve gereçlere çevrenizden örnekler verebilir misiniz?

Elektrik akımının geçtiğini tel üzerinde göremezsiniz. Fakat etkisini görebilirsiniz. Yaptığınız etkinlikte ampulün ışık vermesi, devreden elektrik akımı geçtiğini gösterir. Elektrik akımı ampul içindeki telden geçerken direnç nedeni ile elektrik enerjisinin bir kısmı ısı enerjisine dönüşür.

Üzerinden akım geçen bazı iletken teller görünür ışık yayar. Ampulün yaydığı ışığı görmenizin nedeni buna örnek olarak verilebilir.

Elektrik enerjisinin ışık enerjisine dönüşümüne örnek olarak aydınlatma araçlarını verebiliriz.

Elektrik enerjisinin ısı enerjisine dönüşümüne örnek olarak sigortaları verebiliriz. Elektrikle çalışan bütün araçlar, devreden akım çekmektedir. Araçlar herhangi bir nedenle devreden fazla akım çekebilir. Bu durumu önlemek için neler yapılabilir? Araçları fazla akımdan korumak için ne tür araçlar kullanılıyor olabilir? Evinizde sigorta olduğunu görmüş olmalısınız. Sigortanın ne işe yaradığını biliyor musunuz?

Sigorta, bir elektrik devresinden fazla akım geçtiği zaman akımı kesen basit devre kesicidir. Değişik biçimlerde yapılan sigortalar birkaç santimetre uzunluğunda, erime sıcaklıkları düşük, metal veya alaşımlardan yapılan tel ya da iletken parçalardır. Sigorta, binalarda kullanıldığı gibi elektrikli araçların donanımında da kullanılır. Hemen hemen bütün elektrikli araçlarda sigorta bulunur. Sigortalar devrelerde güvenlik sağlamak amacıyla kullanılıyor, diyebiliriz. Güvenlik açısından sigortalar önemlidir. Sigortalar devre elemanlarının ve devreye bağlı alıcıların zarar görmesini engelleyerek meydana gelebilecek kaza ve arızalara karşı koruma sağlamış olur.

Elektrik Akımının Kimyasal Etkisi:

Bir takım sıvı bileşiklerden elektrik akımı geçirilirse sıvı iyonlarına ayrılır ve bu iyonlar elektron taşıyıcısı olur ve sıvıdan elektrik akımının geçmesini sağlamaktadır.


Elektroliz

 

Elektroliz, elektrik akımı sayesinde sıvı içerisinde çözünmüş olan kimyasalların ayrıştırılma işlemine denmektedir.
Kaynağın katot ucuna bağlanmış olan malzemenin kaynağın anot ucuna bağlanan malzeme ile kaplanması için hazırlanmış bir devre ille karşılaşmaktayız. (Yukarıda ki resim). Suya bakırsülfat karıştırılmış daha sonraki işlemde bakır ve sülfat şeklinde suda iyonlara ayrılmıştır. Eğer sisteme enerji verilirse kaynağın (+) ucu anottan elektron çekerken eksi ucu ise katoda elektron verir. Anotta negatif iyon durumuna geçen bakır atomları (Cu-2) çözeltide serbest halde bulunan sülfat iyonları (SO4-2) ile birleşerek bakırsülfatı (CuSO4) oluşturmaktadırlar. Bu esnada çözeltide serbest halde bulunan pozitif bakır iyonları (Cu+2) katottaki fazla elektronları alarak katotla birleşirler. Böyle akım geçmeye devam eder ise katottaki metal, anottaki metal ile kaplanmış olacaktır.
 
Suyun elektrolizi; suyu, elektrik enerjisi ile kimyasal bileşenleri olan hidrojen ve oksijene ayırma yöntemidir. Elektroliz sözcüğü, elektrik ve analiz kelimelerinden oluşturulmuştur. Suyun elektrolizi, doğru akım kullanılarak bileşenlere ayırma, bir başka deyişle de sudan hidrojen veya oksijen elde etme işlemidir. Bu işlem için genelde elektrot olarak adlandırılan iki metal levha ve elektrolit olarak isimlendirilen sıvı kullanılır. Kullanılan levhalar düzlem şeklinde olup, pozitif olana katot, negatif olana da anot denir. 
 
Suyun elektrolizi sırasında su içine iletken bir madde ilave edilir. Bu madde genellikle potasyum hidroksittir. Elektroliz sırasında bu maddenin eklenmesi suyun iyi bir iletken olmamasından dolayı gereklidir. Suyun elektrolizi işlemi sırasında doğru akım her iki metal veya karbon levhaya verilir. Bu durumda su içinde elektrik akımı artı uçtan (katot) eksi uca (anot) doğru akar. Bu esnada katotta hidrojen ve anotta ise oksijen toplanır. Böylelikle elektrolit içindeki su, kimyasal bileşenleri olan oksijen ve hidrojene ayrışmış olur. Suyun elektrolizi yöntemi, şu ana kadar bilinen en ucuz ve kolay hidrojen elde etme yöntemidir.
 
Su molekülü, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur. Bu nedenle suyun elektrolizi sonucunda elde edilen hidrojen, oksijenin iki katıdır. Suyun elektrolizinin verimliliği için yüksek akım yoğunluklu sistemler tercih edilmelidir.<

 
Elektrik Akımının Manyetik Etkisi:
Özgül ağırlığı 2.7 gr/cm3 olan, manyetik alan üreten nesne veya malzemelere mıknatıs denmektedir. Doğal mıknatıs ve yapay mıknatıs olarak 2 çeşidi vardır. Demirin oksijenle oluşturduğu mıktanıs doğal mıknatıstır. Yapayları ise nikel, demir, kobalt gibi malzemelerin alaşımlarının mıknatıs etkisine sokulması ile elde edilir.

Manyetik alan ise, mıknatısın etkisinin görüldüğü yer olarak tanımlanabilir. Dünyamız kendine özgü bir manyetik alana sahiptir ve pusulanın çalışması da bu sebepten dolayıdır.

Eğer iletkenin üzerinden akım geçirirsek iletkenlerde de manyetik alan görülmektedir. Böyle manyetik alanları elektrik motorları, gerilim dönüştürücü veya daha farklı türde trafolar, haberleşme sinyallerinin üretimi, indüktif sensörler elektrik akımının manyetik etkisini kullanmaktadır.

Bir mıknatısın kuvvetinin etkili olduğu alana manyetik alan denir. Mıknatısın etrafında oluşan manyetik alanı gözle görebilmek için mıknatısın etrafına demir tozları dökelim ve tozların belirli bir şekil aldığını görür kutup bölgelerinde manyetik kuvvet çizgilerinin yoğun olduğunu tespit edebiliriz.

Kuvvet çizgilerinin yönü N kutbundan S kutbuna doğrudur.
Kuvvet çizgileri asla birbirlerini kesmez ve birbirlerine paralel ilerler
Kuvvet çizgileri kapalı bir devre oluşturacak gibi şekil alırlar.
Zıt yönde olan kuvvet çizgileri birbirlerini zayıflatırlar. Tam tersi durum ise manyetik alanı kuvvetlendirir.

 

ŞİMŞEK: Yüklü bulutlar birbirine yaklaştığında bir buluttan diğerine yük akışı olur. Bu olaya şimşek denir. Bazen aynı bulutun alt ve üst kısımları zıt yükle yüklendiği için şimşek aynı bulut içinde de oluşabilir. 

YILDIRIM: Elektrikle yüklü bir bulut, yere yeterince yakınsa, bulut üzerindeki yükler etki ile yeryüzünü elektrikler. Bunun sonucunda yerle bulut arasında yük boşalması olur. Bu olaya yıldırım denir.  Şimşek ve yıldırım sonrasında şiddetli bir patlama duyulur. Buna gök gürültüsü denir. 

Yıldırımsavar (Paratoner) : Yıldırımsavar, sivri uçlu metal bir çubuk, iletken tel ve metal levhalardan oluşur. Yıldırımların zararından korunmak için yüksek binaların tepesine yıldırımsavar takılır. İletken levha toprağa gömülür, sivri uçlu metal çubuk binanın en üstüne takılır. 

 

 

 

Üreteçler

Kimyasal ve Fiziksel yolla sağlanan Elektronların hareketi için bir potansiyel farkı/ Gerilim gerekiyor. Bu gerilim elektrot denilen uçlar arasındaki potansiyel farkıdır. Birimi Volttur

ve Voltmetre ile ölçülür.

Doğru Akım Üreteçleri/Piller ve Akümülatörler/Doğru akım/Tek yönlü akım üreten araçlardır.Doğru akım, Voltmetrenin ibresini tek yönde saptıran akımdır.

Tıkla https://micro.magnet.fsu.edu/electromag/java/generator/dc.html

 

Bir iletken çözelti içine iki farklı iletken çubuk batırılarak bir pil meydana getirilir. İletken çözeltiye elektrolit iletken çubuklara da elektrot denir. Çubuklar pilin kutuplarıdır.
İlk defa İtalyan fizikçisi Alessandro Count VOLTA bu düzeneği kurup ilk Elektrik üretecini yaptığı için bu pile “volta pili” denirSulandırılmış sülfirik asit çözeltisi içine batırılarak basit bir volta pili yapılabilir. Çinko atomları çözelti içinde çözünerek (+) yüklü iyon durumuna geçerler. Bu durumda çinko elektrot ( - ) , Bakır elektrot ( + ) yük kazanır. Çinko elektrottaki ( - ) yükler iletken vasıtasıyla bakır elektrota ulaştıklarında çözeltiden gelen Hidrojen iyonları nötr hale geçip Gaz halinde bakır elektrot üzerinde toplanırlar. Zamanla bakır elektrot etrafında hidrojen gazının birikmesi arttığı için volta pili akım vermez hale gelir. Bu olaya “kutuplanma” denir. Deneyin sonunda(-) kutup çinko levha, ( + )kutup ise bakır levha olmuştur.

Yeni yapılmış bir volta pilinin iki kutbu arasına bir voltmetre bağlanırsa voltmetre 1,1 voltu gösterir Volta pili çok çabuk biten bir pildir. Elektrolitleri sıvı olduğundan bir yerden bir yere taşınması zordur ve ekonomik değildir. Bu bakımdan günümüzde bunun yerine kuru piller tercih edilir.

 

Kuru pilin çalışma prensibi volta piline benzer. Volta pilinde elektrolit olarak kul­lanılan asit çözeltisi yerine mangandioksit ve grafit tozuyla peltemsi bir kıvam verilmiş olan amonyum klorür çözeltisi kullanılır. Elektrot olarak karbon çubuk ve çinko kap bulunur. Pil çalışmaya başlayınca karbon çubuk üzerinde oluşan hidrojen gazı mangandioksit ile reaksiyona girerek su haline dönüşür. Bundan dolayı kuru pilde kutuplanma önlenmiş olur. Kuru piller uzun süre kullanılmadan bırakılır veya çok fazla kullanılır ise kendiliğinden biter. Yani çinko kabı aşınarak delinir ve içindeki maddeler dışarı sızar.

 

Akümülatör (halk dilinde Akü olarak bilinir) ; elektrik enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek depolayan, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilen doğru akım kaynaklarıdır.
Akümülatörde elektrolit olarak sülfirik asit çözeltisi, elektrot olarak da genellikle kurşun elektrotlar kullanılır.Sülfirik asit içerisine konulan kurşun elekrotlarda potansiyel fark oluşturmak için doğru akım kaynağına bağlanır (ŞARJ). Bir süre (5 dk.) akım verilerek elektrotlarda potansiyel fark oluşturulur. Bu durumda (- ) kutba bağlı elektrot kurşun (Pb+), ( + ) kutba bağlı elektrot ise kurşun dioksit (PbO2) haline gelir. Elektrolit içinde iki farklı elektrot gibi davranırlar ve akım verebilecek doğru akım kaynağı elde edilir. Devreye voltmetre bağlanırsa potansiyel farkın 2,2 volt olduğu görülür. Bu değer kısa sürede 2 volta düşer ve bir müddet bu değerden akım verir.
Elektrotlar aynı kap içerisinde farklı gözlere konup seri bağlanırsa “akü” elde edilir. Akümülatör akım verirken doldurma sırasındaki olaylar tersine döner. Bu olaya “DEŞARJ” denir.

Alternatif Akım Üreteçleri/Alternatif Akım Jeneratörleri.

İndiksiyon Akımı; Manyetik alan içinde bulunan bir iletkenden geçen manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı değiştirilirse iletkende elektrik akımı oluşur. Bu akıma indiksiyon akımı denir. Bu akım kesik kesiktir ve iki yönlüdür.Tıklahttps://micro.magnet.fsu.edu/electromag/java/faraday2/index.html

 Voltmetrenin ibresini her iki yönde saptıran akımdır. Tıkla https://micro.magnet.fsu.edu/electromag/java/generator/ac.html

İletken telde elektronların hareket etmesini mıknatısın manyetik alanı sağlar. Dolayısıyla iletkende manyetik alan oluşturan mıknatısın kuvvet çizgilerinin sayısını devamlı değiştirmek için devamlı hareket ettirilmesi gerekir. Gerekli hareket enerjisini de suyun hareket enerjisi/Hidroelektrik veya su buharının hareket enerjisi /Termoelektrik ve Nükleer yolla sağlanır.İndüksiyon akımının büyüklüğü iletken teldeki kuvvet çizgilerinin sayısına ve değişme hızına bağlıdır. Bu nedenle indüksiyon akımının büyüklüğü;
 
 1- Bobindeki sarım sayısına bağlıdır ve doğru orantılıdır.
 2- Mıknatısın manyetik alan şiddetine yani çekim gücüne yani manyetik alan kuvvet çizgilerinin sayısına bağlıdır ve doğru orantılıdır.
 3- Mıknatısın bobine (veya bobinin mıknatısa) girdirilip çıkartılma hızına bağlıdır ve doğru orantılıdır.
 4- Mıknatıs ve bobinin arasındaki uzaklığa bağlıdır ve ters orantılıdır.
 

MIKNATIS:Tıklahttps://micro.magnet.fsu.edu/electromag/java/magneticlines/index.html

Demir, nikel, kobalt gibi maddeleri çekme özelliği gösteren cisimlere MIKNATIS denir. Doğal ve yapay olmak üzere iki çeşit mıknatıs vardır.

Doğal mıknatıs: İçerisinde manyetit adı verilen demir oksit bileşiği içeren kayaç doğal mıknatıstır.

Yapay mıknatıs: Bizim kullandığımız mıknatıslar yapay mıknatıslardır. Mıknatıslar kullanım alanlarına göre farklı şekil ve büyüklükte yapılır. Yapay mıknatısların yapımında daha çok demir ve çelikten yararlanılır. Mıknatısın kuzeyi gösteren ucu N ve güneyi gösteren ucu S ile gösterilir. Burada N ve S harfleri kuzey (North) ve güney (South) sözcüklerinin İngilizce karşılığının ilk harflerinde gelmektedir. Mıknatısın zıt kutupları birbirini çeker, aynı kutupları birbirini iter. Her mıknatısın çevresinde manyetik alanı vardır. Mıknatısın manyetik alan kuvvet çizgileri kuzey kutbundan çıkar, güney kutbunda son bulur.

Bir maddenin mıknatıslık özelliği kazanabilmesi için manyetik madde olması gerekir. Demir, nikel, kobalt gibi mıknatıs yapımında kullanılan maddelere manyetik madde denir.

• Sıradan bir manyetik maddede her biri mıknatıs gibi davranan milyonlarca minik bölgecikler düzensiz bir şekilde bulunur. Bölgeciklerin birbirlerinin manyetik etkisini yok etmelerinden dolayı madde mıknatıslık özelliği göstermez.

• Manyetik madde, bir mıknatısın manyetik alanına girdiğinde bölgecikler düzenli hale gelir. Böylece madde mıknatıslanır. Manyetik madde birkaç yöntemle mıknatıslanabilir. Ancak bu yöntemlerin en kontrollü ve güçlüsü elektrik akımı kullanarak mıknatıslandırmadır. Manyetik maddeleri mıknatıslandırma yöntemleri: Etki ile mıknatıslandırma, Dokunma ile mıknatıslandırma,Sürtünme ile mıknatıslandırma.

Not: Mıknatıslık özelliği atomların yapısındaki elektronların hareketinden kaynaklanır.

 

Alternatif (Dalgalı) Akım Jeneratörleri (Alternatörler) :


Alternatif akım üretmek için kullanılan araçlara alternatif akım jeneratörü veya alternatör denir.
Alternatörlerde,  mıknatısın magnetik alanı içinde bulunan ve dönebilen bir tel çerçeve bulunur. Bu tel çerçeveye bobin veya armatür denir. Tel çerçevenin iki ucu iki farklı metal bileziğe (halkaya) bağlıdır. Bu metal bileziklere toplaç veya kolektör veya komütatör denir. Toplaçlara dokunan (ve akımın alındığı) iletken (metal) şeritlere fırça denir.
Tel çerçeve (bobin = armatür) magnetik alan içerisinde sürekli dönderilirse, indüksiyon akımında olduğu gibi tel çerçevenin içerisinden geçen magnetik alan kuvvet çizgilerinin sayısı sürekli değişir. Bu sayede tel çerçevede yönü ve büyüklüğü sürekli değişen bir akım oluşur. Bu akım alternatif akımdır.
Alternatif akım oluşurken;
• Tel çerçeve magnetik alan kuvvet çizgilerine dik olduğunda, tel çerçeveden geçen magnetik alan kuvvet çizgilerinin sayısı en fazla olacağı için akım en büyük (yani maksimum) değeri alır.
• Tel çerçeve magnetik alan kuvvet çizgilerine paralel olduğunda, tel çerçeveden magnetik alan kuvvet çizgileri geçemeyeceği için akım sıfır olur.
• Tel çerçeve 1 kez dönderilirse (tam devir yaparsa) akım 2 kez yön değiştirir.

Doğru Akım ve Doğru Akım Jeneratörleri :

 1- Doğru Akım :
Yönü ve büyüklüğü zamanla değişmeyen, (+) ve (–) kutupları sabit (belirli) olan akıma doğru akım. Doğru akım DC harfleri ile gösterilir.
   Doğru akımın;
   • Yönü ve büyüklüğü zamanla değişmez.
   • (+) ve (–) kutupları sabittir.
   • Üzerinden geçtiği teli ısıtır.
• Doğru akım jeneratörleri ile üretilir veya alternatif akımdan doğrultucu denilen araçlarla elde edilir. (Doğrultucularda, akımı tek yönde geçiren diotlar bulunur).
 2- Doğru Akım Jeneratörleri (Dinamolar) :
Doğru akım üretmek için kullanılan araçlara doğru akım jeneratörü veya dinamo denir.
Doğru akım jeneratörleri apı ve çalışma yönünden alternatif akım jeneratörlerine benzerler. Alternatörlerden tek farkı, tel çerçevenin uçlarında toplaç olarak iki metal bilezik yerine iki yarım bilezik bulunmasıdır.
Doğru akım jeneratörlerinde tel çerçeve (bobin = armatür) magnetik alan içerisinde dönderilirse, alternatif akım jeneratörlerinde olduğu gibi tel çerçevenin içerisinden geçen magnetik alan kuvvet çizgilerinin sayısı sürekli değişeceği için akım bir yönde oluşur. Oluşan akım, yarım bilezikler (toplaçlar) sayesinde fırçalara iletilir ve yönü değişmeyen doğru akım elde edilmiş olur.

NOT : 1- Dinamolarda tel çerçeve dönderildiğinde akım bir yönde oluşur. Tel çerçeve
dönderilmeye devam edilirse ters yönde oluşan akım ilk akımı yok eder. Çok kısa bir süre sonra çerçeve dönünce aynı yönde akım yine oluşur.
2- Doğru akım, üretilmesi zor ve pahalı olduğu için genelde doğrultucular sayesinde alternatif akımdan elde edilir.

İndiksiyon Makarası:

Normal şartlarda gazlardan elektrik akımı geçmez. Ancak basıncı azaltılmış gazlardan yüksek gerilim altında elektrik akımı ışıma şeklinde geçer.

İndüksiyon bobininde bir demir çekirdek üzerine sarılı, birbirinden yalıtılmış iki sargı vardır. Primer devreyi oluşturan sargı az sarımlı ve kalın tellidir. Sekonder devre ise ince telli ve çok sarımlıdır.

            Sekonder devrede oluşan elektromotor kuvvet (E.m.k.) çok büyüktür. Bu devreye bağlı uçlar arasında bir kıvılcım atlaması görülür.  Normal şartlarda gazlar içinde yeteri kadar serbest elektron ve iyon bulunmaz. Bu nedenle de gazlar elektriği iletmezler.

            Tüp içerisindeki gaz basıncı düşürüldükçe iyonların nötrleşmeden anot ve katoda ulaşmaları kolaylaşır. Böylece iletkenlik sağlanmış olur.  Basıncı düşürülmüş tüplerdeki elektrotlara indüksiyon makarası ile yüksek gerilim uygulanırsa tüp içinde bir ışıma meydana gelir. Tüp içindeki gazın cinsi ve basıncı değiştikçe ışığın rengi de değişir.

 

Katot Işınları ve Özellikleri :

Çok düşük basınçlı bir cam borunun içindeki katottan dik olarak çıkan elektronlar. Katot ışınları gözle görülmez, katot karşısına konan bir fluoresans camında ışıklı noktalar meydana getirirler. Katot ışınlarının, elektrik alanı vasıtasıyle saptırılması, yüklü parçacıklar olduğunu; yalıtılmış bir levhada birikmeleri sonucu levhanın negatif elektrikle yüklenmesi de, taşıdıkları yükün negatif olduğunu gösterir.

Katot ışınlarının uygulama alanları"Braun tüpleri" ile çok genişlemiştir. Braun tüplerinde ince bir demet halindeki katot ışınları bir elektrik alanından geçirilerek fluoresans ekran üzerine düşürülür. Elektrik alanı, negatif yüklü katot ışınlarını(elektronları) saptırır. Ekranın verdiği ışıklı noktadan kayma miktarı görülebilir. Elektrik alanı değişken bir alan ise ışıklı noktalar yer değiştirirler, ekranda bir doğru gibi görünürler. Dönen bir ayna kullanılarak bu doğru, eğri şeklinde açılır. Bu eğriye alternatif akımın "sinüs eğrisi" denir. Braun tüpleri ossiloskoplarda ve televizyonlarda kullanılır.

Katot ışınları ince alüminyum levhadan bir pencere üzerine düşerse bu levhayı geçerek tüp dışına çıkabilirler ve serbest hale geçerler. Bu şekilde dışarı çıkan ışınlara "Lenard ışınları" adı verilir. Düşük basınçlı bir cam tüpte hareket eden iyonlanmış atom veya moleküllere de "kanal ışınları"denir. Katotta bulunan delikler yardımı ile katodu geçip görünür hale gelirler.

 

X Işınları ve Özellikleri


1. Yayılma hızı ışık hızıdır .2. Elektronların yavaşlama süresi çok küçüktür .Bu yüzden X ışınlarının frekansı çok büyüktür.3. Dalga boyları çok büyüktür.(Yaklaşık 1 angström )4. X ışın fotonlarının enerjileri çok yüksektir.5. Gazları yoğunlaştırırlar .6. Saydam olmayan maddelerden geçebilirler . Kurşun levhalarca tutulabilirler.

 

TIBBİ UYGULAMALAR:
Maddenin içine işleme kabiliyetleri fazla olduğu ve çeşitli organik maddeler tarafından büyük ölçüde soğurulduğu için X ışınlarının tıpta çok önemli uygulamaları vardır;özelikle insan vücudunun incelenmesinde kullanılır . Ayrıca X ışınlarının canlı dokular üzerindeki biyolojik etkilerinden yararlanılır . Bu tedavi,ya yok etme (tümör ve yeni oluşumlarda ) veya ağrılı ve iltıhablı bazı gelişmeleri değiştirme ( kan çibanı , bez iltıhabı , siyatik vb. ) şeklinde yapılır.

X ışınlarının Kullanıldığı Bazı Alanlar:
RADYOSKOPİ: Fluoresan bir ekran yardımıyla bir organ veya cismin X ışınlarıyla muayenesidir . Radyoskopi,baryum platinosiyanür veya tungstenle fluoresan hale getirilmiş bir ekran üstünde X ışınlarının meydana getirdiği gölgelerin incelenmesidir. Radyoskopi,bütün vücudun süratle muayenesini,her duruş şeklinde ve her açıdan organların incelenmesini sağlar .

RADYOGRAFİ: Yalnız X ışınlarını geçiren bir kutudaki hassas bir film üzerinde X ışınlarının iz bırakması ve bu özellikten
faydalanarak resim çekilmesidir . (Bu iş için kullanılan kutu alüminyum gibi hafif bir madenden yapılır ).
Radyografi,için kullanılan röntgen filmi genellikle X ışınlarının etkisiyle fluorışıl hale gelen iki levha arasına yerleştirilir . Bu levhalar X ışınlarının etkisini fazlasıyla arttırır ve poz süresinin kısaltılmasını sağlar . Radyografi akciğer hava peteklerinde bulunan havanın sağladığı kontrast sayesinde özel bir hazırlığa ihtiyaç duymadan göğsün ve kalbin görüntülerini verir . Kalsiyumla yüklü olan iskelet Radyografide çok iyi belirir,içinde fazlaca kalsiyum tuzu bulunan anormal oluşumlar da (böbrek ve safra taşı,kireçlenmiş lenf düğümü vb.) çok iyi görülür .

RADYOMETALOGRAFİ: Madeni parçaların bileşimini veya yapısını bozmadan incelemeye yarayan radyografidir .
Tıbbi radyografi ile aynı fizik ilkeler üzerine kurulmuştur . Gerek kimyasal bileşim değişikliklerini,gerek madenin iç yapısındaki kusurları meydana çıkarmak için madeni bir parçanın çeşitli kısımlarının X ışınlarını farklı şekilde soğurması özelliğinden yararlanılır . Özellikle X ışınımlarını daha az soğurarak film üzerinde normal bölgelerden daha koyu lekeler halinde görülen boşlukların ve az yoğun kısımların belirlenmesini sağlar . Aynı şekilde parçaya karışmış olan ve soğurma kat sayısı parçanın yapıldığı madenden farklı olan yabancı maddeler de film üzerinde daha açık veya daha koyu lekeler halinde görülür . Ayrıca radyometalografi sayesinde bakır alaşımlarındaki bazı bileşenlerin veya madenlerin(soğurma gücü yüksek olan kurşun gibi) yapısal ve kimyasal bakımdan homojen olup olmadıklarını denetlemek kolaylaşır .

TOMOGRAFİ: Bir organ ve organizma kesitinin röntgenle filmini çekmeye yarayan usuldür . Gerçekte 1-2 cm kalınlığında ince bir dilimin filmi söz konusudur . Böylece belli bir organ,mesela akciğer art arda dilimler halinde yatay veya enine ve boyuna dikey düzlemler üzerinde incelenebilir .
Tomografi yapmak için X ışınları üreten tüpe ve hassas filme çeşitli yer değiştirme hareketleri yaptırılır,öyle ki sadece bu yer değiştirme hareketinin eksenine rastlayan belli bir düzlem üzerinde bulunan şekiller filmde gözükür ; belli düzlemin önünde,arkasında,üstünde,altında vb. Bulunan şekiller açıkça gözükmez . Yani hassas filmi hemen hiç etkilemez ancak çok silik çizgiler halinde belirir.

RADYOTERAPİ: X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi usulüdür .

 

Elektik Enerjisinin  ve Elektriksel Gücün Hesaplanması :eti

Elektrik Enerjisi=Akım Şiddeti x Potansiyel Farkı x Zaman

Joule              =Amper         x     Volt              x Saniye

kilowatt-saat

Elektriksel Güç = Akım şiddeti x Potansiyel Farkı

Watt               = Amper         x Volt

kilowatt

İfadeleriyle hesaplanır.

Örnek:
Bir elektrik ampulüne uygulanan potansiyel farkı 220 volttur. Lambadan geçen akım şiddeti 2 amper olduğuna göre lambanın gücünü ve 1 saatte harcadığı elektrik enerjisini bulunuz?

Güç=Potansiyel Farkı x Akım Şideti

Güç=220 Volt x 2 Amper

Güç=440 watt=0.440 kilowatt

Güç=İş veya Enerji/Zaman

Elektrik Enerjisi=Güç x zaman

Elektrik Enerjisi=440 watt x 3600 saniye

Elektrik Enerjisi=1584000 Joule

Elektrik Enerjisi=0.440 kilowatt x 1 saat

Elektrik Enerjisi =0.440 kilowatt-saat tır.

Örnek:

1000 watt gücündeki bir elektrik sobasından 5 amperlik akım geçmektedir. Sobaya uygulanan gerilim ve sobanın direncini bulunuz?

Güç=Gerilim x Akım şiddeti

Gerilim=Güç / Akım Şiddeti

Gerilim=1000 watt / 5 amper

Gerilim = 200 Volt

Direnç =Gerilim /Akım Şiddeti

Direnç =200 V / 5 amper

Direnç =40 ohm

Elektrik enerjisinin uzak yerlere  taşınması :

Enerji kaybını önlemek için güç sabit tutularak akımın şiddeti düşürülür gerilim yükseltilir. Bunun için kullanılan araçlara transformatör denir. Transformatörler sarım sayıları farklı iki makaradan oluşur. Transformatörlerde sarım sayıları oranı gerilieri oranına eşittir.

Sekonderin Sarım Sayısı / Primerin Sarım Sayısı = Sekonderin  Gerilimi / Primerin Gerilimi

Trafolar bu kurala göre çalışır. Kapı zili  ve bir çok elektrik araçları da bu kurala göre çalışır.

Tıkla https://micro.magnet.fsu.edu/electromag/java/transformer/index.html

 

 

 

 

 


 

Genetik

Genetik

Kalıtım,ana ve babada ki özelliklerin(karakterlerin)üreme hücrelerindeki kromozomlarla/genlerle yavruya geçmesi olayıdır.Kalıtım olayı ile ilgili bilgiler topluluğuna genetik denir.

Genetik,kalıtımla ilgili bilimdir.

Hücrede kalıtımla sorumlu yapı çekirdektir.

Çekirdek hücrenin yönetim merkezidir.Yönetim merkezinin içindeki yönetici molekül de DNA(Deoksiribo Nükleik Asit)dır.Canlıya özgü bütün sırlar DNA da saklıdır.

-DNA hücrenin bütün üretim ve yönetim planlarına sahiptir.

-Gerktiğinde kendini kopyalayarak aynı DNA ya sahip hücrelerin oluşmasını sağlar.

-Yeni oluşan hücreye o canlıya özgü bütün özellikler DNA ile taşınmış olur.

-DAN da protein,karbonhidrat ve yağlar gibi çok atomlu,büyük yapılı organik bir moleküldür.Basit yapılı Nükleotitler birleşerek karmaşık yapılı DNA yı oluşturur.

-Hücredeki bir DNA zincirinin boyu 1.5-2 m.uzunluğunda olup,oldukça incedirler.Vücüdumuzda iki yüzden fazla farklı hücrelerin toplamı 10.000.000.000.000 dan fazladır.6 miyar dünya nüfusun kromozomları bir çay kaşığını dolduracak bir gramlık bir kütleye sahiptir.Buna karşılık bir insandaki kromozomların uzunluğu 300.000 000 Km cıvarındadır.

 

Tüm canlıların DNA sı ikili sarmal yapıda olup,aynı çeşit Nükleotitlerden oluşur.

-DNA lardaki Adenin,Timin,Guanin ve Citozin nükleotitlerinin farklı sayıda ve sıralanışta olması DNA daki bilgilerle farklı proteinler üretilir.Farklı proteinler farklı hücreleri,farklı hücreler de farklı canlı türlerini oluşturur.Bizi arkadaşımızdan farklı kılan da budur.

Alfedeki 29 harfin değişik şekilde kullanılması farklı kelimeleri oluşturur.Müzikte yedi notanın farklı şekilde kullanılması farklı melodileri oluşturur.Örneklerde olduğu gibi düşünülürse canlıların benzer özelliklerinin yanında farklı özellikleri de olur.

-DNA ve özel proteinler Kromozomları oluşturur.Kromozomlar,DNA/Kromatin ipliklerinin beligin şeklidir.

-DNA lar,canlının belirli özelliklerinden sorumlu Genleri içerir.Genler,protein tarifeleridir.Kalıtsal birim olan genlerin içerdiği bilgi,sentezlenecek olan proteine özgü bigidir.

-DNA zincirinde farklı özelliklerden sorumlu bir çok gen bulunur.

-Proteinler hücrelerin oluşumuna katılır.

-Proteinler enzim olarak hayatsal olayları yönetir.Proteinlerin oluşturduğu hücreler de canlıları oluşturur.

  

Gregor Mendel'in Kalıtıma kazandırdığı bilgiler.

 

Farklı komozomları taşıyan eşey üreme hücrelerinin birleşmesine döllenme,döllenmiş yumurtaya da zigot denir.

Zigot,kendisini oluşturan ana ve babanın üreme hücrelerindeki kromozomların taşıdığı genlerin oluşturduğu özellikler,zigottan oluşacak yavrunun özelliklerini oluşturur.Bu nedenle her canlı kendisini oluşturan ana ve babasına benzer.

İkizler de bunun bir göstergesidir.

İkizler,aynı yumurta ikizleri/Zigotun öce ikiye bölünmesi ile oluşan bölümlerin her birinin ayrı gelişmesi sonucu oluşan bireyler ise birbirinin tıpatıp benzeridir.Farklı yumurtaların döllenmesi ile oluşan zigotların gelişimi sonucu oluşan bireyler ise tıpatıp benzer değildir.

Homolog kromozom,biri anneden,diğeri babadan gelen aynı gen çiftine sahip kromozomlardır.

Alel gen,bir karakter üzerinde aynı yada farklı yönde etkili olan iki veya daha fazla genden herbirine denir.

-Zigot,bir özellik/karakter bakımından aynı özelliği taşıyan genlerden oluşuyorsa Homozigot/arı/saf döl/ırk,farklı özelliği taşıyan genlerden oluşuyorsa Heterozigot/Hibrit/Melez döl/ırk şeklinde değerlendirilir.

Melez/hibrit,herhangi bir Özellik/karakter yönünden farklı iki arı dölün çaprazlanması sonucu oluşan heterozigot döldür.

Heterozigot dölde etkili olan özelliği taşıyan gene baskın/dominant özelliği taşıyan gen denir.

Heterozigot dölde gen olarak olmasına rağmen görünüşte etkili olmayan özelliği taşıyan gene çekinik/resesif özeliği taşıyan gen denir.

Zigotun gen yapısına,Genotip,çevreye karşı özelliklerinin görünüşüne de Fenotip denir.

Bu özellikler,harflerle ifade edilirse;

Bir özellik/karakter en az iki genden oluşacağına göre bir harf bir geni,iki harf iki geni gösterir.

Büyük Temel harf baskın,aynı harfın küçük temel harfı çekinik özelliği gösterir.

Göz rengi koyu renk olan birinin bu özelliğini harflerle gösterelirse; Özellik/karakter;göz rengi

Koyu renk olduğuna göre/koyu renk baskındır, bu özelliği oluşturan genler iki şekilde düşünülür.

Koyu renk homozigot--->KK

Koyu renk heterozigot->Kk şeklinde olabilir.

Göz rengi açık olan birinin bu özelliğini harflerle gösterelim.

Açık renk olduğundan/açık renk çekiniktir,bu özelleği oluşturan genler tek şekilde düşünülür/Çekinik özellik açığa çıkması için homozigot/iki çekinik gen bir araya gelmesi,olması gerekir.

Açık renk homozigot--->kk şeklinde gösterilir.

 

 Mendel kuralları;

-Karakterlerin Birleşmesi Kuralı;Homozigot iki dölün/özelliğin çaprazlanması/üreme hücrelerinin birleştirilmesi ile elde edilen F1 dölünün/birinci döl, genotipi % 100 melezdir.

-Karakterlerin gizli Kalması Kuralı;Homozigot iki dölün/özelliğin çaprazlanması ile elde edilen F1 dölünün Fenotipi baskın özellik görünümündedir.Diğer özelliği taşıyan gen etkili olmamıştır.Bu özellik gizli kalmıştır.

-Karakterlerin Ayrışması Kuralı;Bir karakter bakımından farklı/Heterozigot/melez iki dölün/özelliğin çaprazlanması ile elde edilen F2 dölü/ikinci döl,1/4 oranında Homozigot/arı 1.döl/baskın özellik,1/4 oranında Homozigot/arı 2.döl/çekinik özellik,1/2 oranında Heterozigot/melez dir.

  

 

 

Kalıtım cinsiyeti de belirler;

İnsandaki vücut hücrelerinin bütün özellilkleri krşılayan 2n=46 kromozom bulunur.Bunların iki tanesi cinsiyeti belirleyen kromozomlardır.XX kromozom ları dişi,XY kromozomları erkek cinsiyeti belirler.

İnsandaki vücut hücreleri 44+XX ve 44+XY ,

üreme hücreleri de 22+XX ve 22+XY şeklinde gösterilir.

Erkek ve dişi üreme hücreleri çaprazlandığında

kız-erkek olma olasılığı % 50 dir.

Renk körlüğü,Hemofili vb.kalıtsal hastalıkların genleri çekinik olup, cinsiyeti belirleyen X kromozomları üzerinde taşınır.

Sağırlık ve dilsizlik,albinoluk/canlılarda renk maddesi üreten gendeki bozukluk,Orak hücreli anemi/hemoglobin proteini üreten gendeki bir hatadan kaynaklanan alyuvarlarda oluşan şekil bozukluğu,tavşan dudak,altı parmaklılık,Mongolizm/kromozom sayılarının 46 yerine 47 olması,kalp hastalığı,tansiyon vb

hastalıklar kalıtsal olup vücut hücreleri ile taşınır.Geneldeçekinik karakterler olup orta çıkmaları için iki çekinik genin bir araya gelmesi/homozigot gerekir

Akraba evliliklerinde kalıtsal hastalıkların genleri her iki cinsiyette de bulanacağından zigotta bir araya gelme olsılığı yüksektir.Bu nedenle akraba evlilikleri tercih edilmez.

  

Biyoteknoloji uygulamalarının sağladığı yararlar;

-Moleküler biyolojin DNA ile ilgili elde ettiği bilgileri mühendislik bilgileri ile birleştirilince Genetik/gen mühendisliği oluşmuştur.

Gen mühendisleri,Bir hücreden bir başka hücreye DNA aktarmayı başardılar.DNA moleküllerinin baz sıralarının bir kısmının değiştirilmesi,bir kısım bazların çıkarılması ve yeni bazların eklenmesi mümkün olmuştur.Çeşitli hastalıklara neden olan genlerin DNA dan çıkarılması,Kanser,diyabet,yüksek tansiyon vb hastalıklara neden olan genlerin varlığı bulunup çıkarılırsa insan ömrü uzatılmış olacak.Bir çok kalıtsal hastalıklar önlenmiş olur.

Gen mühendisleri,İnsan genom projesini geliştirdiler.İnsan DNA sında üç milyar kadar baz çiftinin dizilişini ve genlerin yerini belirleyecek Gen hritasını geliştirdiler.

Genom projesi ile insanlar hasta olmadan kanser ve kalp hastalığının tedavisi olacak,Kalıtsal hastalık teşhisleri yapılacak/Kan ve yanak hücresi örneğinden.Evrim,ekoloji,fosil bilimi,DNA ile kimlik saptama,tarım ve hayvancılık geliştirilmesinde Genetik Mühendisliğinin çalışmalarından yararlanılacak.

İnsandan insana yapılan doku ve organ nakşllerinde gereksimi karşılayacak başka hayvanlara/domuza insan geni nakledilerek benzer doku ve organ oluşturmayı amaçlıyor.

-Hızlı büyüyen,zor ve olumsuz şartalara dayanıklı daha verimli bitki ve hayvanlar üretilmeye çalışılıyor.Günde iki yumurta yumurtlayan tavuk,bir kökten iki-üç karpuz,bir domates kökünde 25 Kg domates üretilmiştir.Örnekler çoğaltılabilir.

-Besin değeri yükseksek hayvansal ve bitkisel ürünler yetiştirmek.Bazı hormon ve kimyasal maddelerle besinleri bol ve damak zevkine uygun yapmak.çeşitli gazlı içeçekler,meyveli yoğurtlar,vitamin tabletleri üretmek.

-İnfeksoyon hastalıkalra karşı aşıların geliştirilmesi,Böcek ilaçları,deterjan,parfüm vb üretimi,Astronotların uzay elbiseleri/Soğuk sıcak ve radyasyondan korur vb.Biyoteknoloji çalışmalarının ürünüdür.

-Ekolojide Gen mühendislerinin bir çok projesi bulunmaktadır.Yeni enerji kaynakları,Çevre kirliliği yapan maddelerin belirlenmesi,Zehirli atıkların temizlenmesi,Biyolojik ve Kimyasal silahlara karşı korunmadır

Nükleik Asitler(DNA ve RNA)

 

 

 

 

 -DNA nin yapısındaki 5 C lu şekeri Deoksiriboz.RNAnin ise Ribozdur (H yerine OH bağlıdır)

-DNA çift halkalı büyük bir Nükleik Asit molekülüdür.RNA ise tek halkalı küçük Nükleik Asit molekülüdür.

-DNA genel olarak çekirdekte ve Mitokodri ile Kloroplastlarda bulunur.RNA ise görevlerine göre mRNA lar Çekirdekte,tRNA ve rRNA lar Sitoplazmada bulunurlar.

-DNA lar kendi benzerlerini yapabiirler(Kopyalarlar=Eşleyebilirler) Çİft halkalı zincir açılır ve sitoplazmadaki nükleotitlerden tamamlanarak eşini yapar.RNA larda bu özellik olmadığı gibi DNA tarfında eşlenerek üretilirler.DNA nin çift halkalı zinciri açılır ve sitoplazmadan gerkli nükleotitleri bağlayarak tekli RNA zincirini oluşturur.

-DNA lar yönetici moleküllerdir.RNA lar ise gelde verilen direktifleri yerine getirirler.Çok eder bazı hücrelerde yönetici molekül olarak görev yaparlar.

   

 

-DNA nin bazları Adenin,Timin,Guanin ve Citozindir(Urasil yok).RNA nın ise Timin yerine Urasil bulunur(Timin yok)

 

 

 

.

  

Kalıtımda çevre etkenleri;

-Radyasyon/yüksek enerjili ışınlar,

Kimyasal maddeler/cıva,alkol,sigara,zehirleyici böcek ilaçları,bilinçsice yapılan gübreleme ve hormon uygulamaları,yakıcı ve zehirleyici kimyasal gazlar,

-Maddelerin asitlik ve bazlık derecesi vb.DNA daki nükleotitlerin sırasını ve sayısını değiştirebilir.DNA ya parça eklenebilir,ya da DNA dan parça kopup ayrılabilir.Bu durumda genetik bilgiler kalıtsal olarak dölden döle geçeceğinden farklı özellikler ortya çıkar.Bu tip değişmelere Mutasyon denir.

Canlının oluşumu için zigotta bir araya gelen üreme hücrelerinde çevre etkenleri ile oluşan aksak genler,kalıcı hastalıklara yolaçar.

Mutasyonlar,kendiliğinden gerçekleşir ve genellikle sakıncalıdır.

Mutasyonlarla çok miktarda genetik çeşitlenme oluşabilir.

  

Canlıların sınıflandırılması ve Türler;

Tür,ortak bir atadan gelen/ortak özellikleri olan,doğal ortamlarda çiftleştiklerinde verimli döller veren bireylerdir..

Sınıflandırmada temel birim Türdür.Yakın karakterli Türler Cisleri,Cinsler Familyaları,Familyalar Takımları,Takımlar Sınıfları,Sınıflar Şubeleri,Şubeler Alemleri oluşturur.

Sınıflandırma,canlıların gelişim evrelerinde ki ve organların yapılarında ki benzerlikler ve akrabalık dereceleri dikkate alınarak yapılır.Bütün insanlar aynı türün bireyleridir.Bütün ev kedileri de tek türü oluşturur.

Aynı tür içinde bazı özellikler bakımından bireyler çeşitlilik gösterebilirler.Bunların bir bölümü nesilden nesile aktarılan kalıtsal çeşitlilik/Kalıtsal varyasyon lerdir.

Bir bölümü modifikasyonlar sonucu oluşmuş kalıtsal olmayan çeşitliliklerdir.

Gözle görülmeyecek kadar küçük olabilir,ama canlının yaşama sansını artırabilir.

Modifikasyon,çevre şartları etkisi ile sonradan kazanılan özelliklerdir.Genlerle ilişkisi olmadığında kalıtsal değildir.Sporcunun kas gelişimi gibi.

Canlıların temel amacı yaşamak ve soylarını devam ettirmek için üremektir.Bu da canlıların kalıtsal özellikleri ile ilgilidir.

Çevre şartlarına uygun özellikleri olanlar çevreye uyum sağlamışlar ve soylarını devam ettirmişlerdir.

Canlıda var olup da işlevsiz gibi görülen bazı özellikler,çevreşartlarını değişmesiyle önem kazanabilir ve canlıya üstünlük sağlayabilir.

Milyonlarca yıldan bugüne,insanların bazı bitki ve hayvan türlerini seçerek istedikleri bireyler elde etme yöntemlerini geliştirdiler/Yapay seçilim/Doğal seleksiyon diğelerini elediler.

Buna benzer doğada daha etkili bir eleme olmuştur.Doğada rekabet ve çevre şartlarının olumsuz etkileri bazı bireyleri seçerek üremelerini sağlarken diğerleri ayıklıyor.

Çevre şartlarının olumsuz etkilerine yenik düşmeyenler yaşar ve soylarını devam ettirir, yenik düşenlerin soyları tükenir.Bu olaya da doğal seçilim/doğal seleksiyon denir.Doğal seçilim çok yavaş ve kendiliğinden gerçekleşir.Sonuç çevre şartlarına uygun özelliği olanlar yaşam,olmayanlar ölümdür.

  

Evrim;

Uzun süreli değişmeler sonucu günümüzdeki canlıların oluşmalarına denir.

Milyonlarca yıldan bugüne canlılardaki değişikliker canlıların çeşitlenmesine yol açmıştır.Canlılardaki değişikliklere mutasyonlar etkili olmuştur.

Bazı bilim adamları canlılardaki çeşitlenmeyi doğal seleksiyon sonucu yeni türlerin oluşumu ile açıklamaktadır.Bazı türler elendi,yeni türler oluştu şeklinde düşünülmektedir.

Türlerdeki değişimin nedeni ve boyutu araştımaları,9 ve 11.yüz yıllarda yaşayan Farabi,İbni Sina,İbni Miskeveyh gibi bilginler ile başlamış,16 ve 17. yüzyılda mikroskobun keşfi ve moder biyolojinin gelişimi sonucu Lamark,Valas ve Darvin ile devam etmiş,günümüzde de moleküler biyoloji,embriyoloji ve genetik alanındaki araştırmalarla devam etmektedir.

Lamark'a göre "Bir organ fazla kullanılıyorsa gelişmesini sürdürerek daha etkili bir yapı kazanır."

Çevre şartlarının etkisi ile sonradan kazanılan özellikler genlerle ilgili olmadığından yavru döllere geçmez.kuralı bu düşünceyi çürütüyor.

Darvin ise yeni türlerin doğal seleksiyon sonucu ortaya çıktığını varsaymıştır.Bir topluluğun diğer topluluklarla ilişkisi kesilirse yeni türlerin oluşabilir.

  

Gentik alanındaki gelişmeler;

İnsanlar çok eskiden beri canlıları evcilleştirmek ve verimlerini artırmak için uğraş vermişlerdir.Zor,zahmetli ve çok zaman alan bu iyileştirme çalışmaları günümüzde gen aktarma yoluyla kısa sürede gerçekleştirilmektedir.

Gen mühendisleri,gen iyileştirilmesiyle canlılarda istenmeyen özelliklerin ayıklanması,amaca yönelik olanların bir araya toplanması ya da bulunmayan özelliği başka bir canlıdan nakil yoluyla kaznılması için çalışır.

Bu çalışmalarda bakteriler kullanılır.Bakterilerin tek hücreli olması,çekirdek zarlarının olmaması,bakteri DNA sı üzerinde protein bulunmaması çalışmalara kolaylık sağlar.

Gen mühendisleri virüslerle de çalışır.Virüslerin hücre içine girip çoğalabilme özelliği bu çalışmalarda işe yarar.Bakteri DNA sına eklenmek istene gen önce virüs DNA sına eklenir.Virüsün bakteri hücresine girmesi sağlanarak taşıdığı gen bakteri hücresine girmiş olur.Bakteri hücresi bölünüp çağalmasıyla amacayönelik gen de çağaltılmış olunur.Bu olaya gen Klonlaması denir.Uygun ortamda bir bakteriden 10 saatte bir milyar bakteri oluşabilir.Şeker/diyabet hastaları bakterilerin ürettiği insülin hormonunu kullanmaktadırlar.

Virüslerle gen aktarama yöntemi kalıtsal hastalıkların tedavisi hedefleniyor.Gen tadavisi denilen bu yötemele tek bir genin neden olduğu kalıtsal hastalıklar için ümit var.

Kalıtsal hastalığa sahip bireyin üreme hücrelerine müdahale edilerek yumurta ve sperm hücrelerindeki hastalık genininin nakil yoluyla değiştirilmesi düşünülüyor.

Genetik mühendisleri hücredeki DNA nın tamamını nakletmeyi de başarmışlardır.Dr.Vilmut ve ekibinin çalışması sonucu Dolly i klonlamışlardır.

 

 

Hareket-Sindirim-Solunum Sistemleri

Hareket-Sindirim-Solunum Sistemleri
 
 
Vücudumuzu oluşturan sistemler;
Hareket Sistemi/Kemik,Kas,eklem
Sindirim Sistemi/Mekanik ve Kimyasal sindirim organları
Dolaşım sistemi/Kan,Kalp ve damarlar
Solunum Sistemi/Akciğerler ve diğer solunum organları
Başaltım Sistemi/Böbrekler ve diğerleri(deri,akciğer)
Sinir Sistem/Endokrin(Hormon)sistem,
Beyin,beyincik,omurilik,omuriliğisoğanı,sinirler
Aynı görevi gören hücre grupları dokuları,aynı görevi gören dokular organları organalar sistemleri sistemler de organizmayı(canlı bütünü)oluşturur.
Hareket Sistemi
 
Kemikler,kaslar,kirişler,eklem bağları ve eklemler hareket sistemini oluşturur. İskelet, dayanıklılık ve destek sağlayarak kasların hareket etmesine imkan tanır. Eklemin yapısı, hareketin yönünü ve derecesini belirler.
İskelet,kemik ve kıkırdaktan oluşmuş yapıdır. görevleri;
-Vücuda şekil verir.
-İç organları korur
-Vücuda desteklik sağlar.
-Hareketi sağlar.


 
Baş iskelti;Alın(1),Ard kafa(1),yan kafa(2),Alt çene(1)Elmacık(2),Burun(1)Göz çukuru(2)kemiklerinden oluşur.Alt çene hariç oynamaz eklemlerle birbirine bağlanarak kafatasını oluştururlar.Kafa tası beyin gibi önemli bir organı bu şekliyle korumuş olur.
 
 
Gövde iskeleti;33 omurdan oluşan Omurga ile kaburga kemiklerinin oluşurduğu göğüs kafesinden oluşur.
Omurga iskeltin eksenini oluşturur.
Omurga boyun omurları(7),Sırt omurlar(12),bel omurlari(5),Sağrı omurları(5),kuyruk sokumu omurları(4)nın üst üste gelmesi ile oluşan yapıdır.İç kımı sinir sistemiile görevli Omur iliği,omur iliğinden geçen duyu ve hareket sinirleri ile doludur.
Göğüs kafesi sırt omurlarına bağlı 12 kaburga kemiklerinin ön tarafta göğüs kemiğine kaynaşması ile oluşur.Kalp,Akciğer gibi önemli organları korur.Diyafram kasının kasılmasında ve soluk alıp vermede etkilidir.
Köprücük kemiği ile kürek kemiği omuz kemerini oluşturur.Kollar omuz kemeri ile gövdeye bağlanır.Kuyruk sokumu omurları ile leğen kemiklerinin kaynaşması ile Kalça kemeri oluşur.Bacaklar kalça kemeri ile gövdeye bağlanır.
  
Kol ve Bacaklar iskeleti;
Kol kemikleri,Pazı (1),ön kol(1),dirsek(1),Elbilek(8),Eltarak(5),Elparmak(14)kemiklerinden oluşur.
Bacak kemikleri,Uyluk(1),Diz kapağı(1),Kaval(1),Baldır(1),Ayak bilek(7),Ayak tarak(5),Ayak parmak(14) kemiklerinden oluşur.
Kemikler şekillerine göre,kısa,uzun ve yassı kemikler şeklinde değerlendirilir.iskelet,İrili ufaklı 214 cıvarı kemikten oluşur.Örnek kulakta bulunan çekiç,örs,öezengi kemiklerinden oluşan kemik köprü kimilerine göre 1 kimilerine göre 3 tane sayılabilir.
Kemiklerin bağlanti yerlerinine eklem denir.Eklemler haraket durumuna göre oynar,yarı oyanar,oynamaz eklemler şeklinde değerlendirilir.Oynar eklemlerin uçları kıkırdakla örtülüdür.Hareketi kolaylaştıran eklem sıvısı bulundurur.
  
Kaslar;Kasılıp gevşeyerek hareketi sağlar.
Kas lifleri,I,A,H bantlarını oluşturan iki farklı proteinler(Aktin ve Miyozin)ışığı farklı kırma özelliği gösterir.Bu özellik kaslarda bantlaşmayı oluşturur.Bu özelikte kasılıp gevşelerine yol açar.
Kaslar,bulundukları yere ve görevlerine göre Düz(çizgisiz),Kırmızı(çizgili) ve kalp(yapı kırmızı kas,çalışması otonum sinir sistemine bağlıdır)kasları şeklinde değerlendirilir.
Düz kaslar ve kalp kası istem dışı,kırmızı kaslar isteme göre çalışır.
Çizgili kaslara iskelet kasları da denir.İskelet bağları kemiklere sıkı bir bağ dokusu(kiriş) ile bağlanırlar.
Kasların kemikere bağlantı yerleri kiriş(Tendon)ler sayesinden iskeltei hareket ettirir.
İskelet kasları zıt çalışır.Bir demet kas(Bükücü kas) kasılırken diğer demet gevşer(Açıcı).
Kaslarda yeterli oksijen bulunmadiği zaman oksijensiz solunum yaparalar.Oksijensiz solunumda glikoz laktik asite kadar parçalandığından,kasta birken laktik asit yorgunluğa neden olur.Laktik asit karaciğerde glikoja dönüştürülür.
Kas kasılmasını sağlayan ATP lerden elde edilen enerjinin bir kısmı ısı enerjisine dönüşür ve ısı olarak kaybedilir.
    
ÇOCUK, GÜNEŞ VE D VİTAMİNİ
Doğadaki tek ultraviyole kaynağı güneş, organizma için çok yararlıdır. Vücudun D vitamini gereksinimi,büyük ölçüde güneş tarafından sağlanır.Kemiklerin ve özellikle dişlerin güçlenmesi için D vitamini son derece önemlidir.
    
Sindirim ve solunum Sistemleri 
  
 
Sindirim alınan besin maddelerının kana karışabilecek,hücre zarından geçecek şekilde küçük moleküllere ayrılmasıdır.
Karbon Hidratların(Şeker ve Nişasta) en küçük molekülü Glikoz,Proteinlerin Amino Asit,Yağların Yağ Asitleri ve Gliserol dur.
Vitaminlerin,madensel maddelerin ve suyun sindiri yoktur.Mideden devamla kalın barsaklara kadar emilimleri gerçekleşerek kana karışmış olurlar.
Sindirim ile görevli organlara sindirim organları denir.
Sindirim organaları,ağızda dişler,sindirim borusu(yutak,yemek borusu,mide,on iki parmak barsağaı,kalın barsak)ve salgı üreten ( tükrük bezleri karaciğer ve Pankreas)organlardan oluşur.
Sindirim ağızda mekenik ve kimyasal olarak başlar.
Mekanik sindirim,besinleri yüzeylerini artırarak(kesilir,ezilir,birbiri ile sürtünerek ufalanır) kimyasal sindirimi kolaylaştırır.
Kimyasal sindirim,besinleri kimyasal maddelerele(salgı=enzim)en küçük moleküllerine ayırmadır.
 
Besinler,ağızda dişler ve dil yardımı ile midede mide kaslarının kasılıp gevşemesi ile mekanik sindirime uğrar.
Karbon Hidratlardan Nişastalar ağızda Tükrük salgısi enzimi olan Pityalinle,Proteinler, Midede,mide özsuyu salgısı pepsinle,/(Mide asiti=Hidroklorik Asit de mikropların öldürülmesinde etkilidir.)Oniki parmak barsağında(Midenin çıkışı ile İnce barsakların girişi)Yağlar,Karaciğer salgısı safra ve Pankreas salgısı Lipaz enzimi ile Şekerler, on iki parmak barsağında pankreas salgısı enzimi Amilaz ile(Pankreas enzimleri Lipaz yağlara,Amilaz şekerlere etki eder).
İnce barsaklarda ince barsak salgısı ile besinler son şeklini alarak emilir ve kana karışmış olur.
Pankreas mide boşluğunda mide ile oniki parmak barsağı arasında yer alır.
ince barsakların çapı 3 cm,uzunluğu 6-8 m,iç yüzeyi emilimi sağlayacak özellikte girintili ve çıkıntılıdır.
 
Sindirim ve estetik güzellik için çok önemli olan dişler yetişkinlerde 32 tanedir.Bir yaş cıvarı süt dişleri oşuşur.Süt dişleri 7 yaş cıvarında yerini kalıcı dişlere bırakır.Ancak süt dişleri oluşmadan büyük azı dişler kalıcı olarak oluşur.18 yaşından sonra da yirmilik dişler(4 tane) oluşur.
Dişlerin sabah akşam fırçalanması, bakterilerin çürütme yapmasına fırsat vermez.
Sert,aşırı sıcak ve soğuk yiyeceklerden kaçınmak çatlamayı ve kırılmayı önler.
Tükrük bezi açık bir bezdir.Salgısını ağız boşluğuna verir.
  
Pankreas Karma bir bezdir.Sindirim salgılarını oniki parmak boşluğa akıttığından açık bez,İnsülin ve Glükagon hormonlarını doğrudan kana verdiğinden kapalı bez özelliği göterir.
Kalın barsakta sindırım olmaz.Posaları anüse taşır.Posalardaki suyu ve sudaki madensel maddelerin emilimi olur.
Kalın barsakların ince barsaklarla bağlantı yerindeki çıkıntısına Körbarsak,kör barsağın iltihaplanmasınada Apandisit denir.Kalın barsakta yaşayan bazı yaralı bakteriler B ve K vitaminlerini sentezler
  
Karaciğer sindirim salgısı safrayı safra kesesine toplar.Safra kesesinden Oniki parmak barsağına dökülür.
Besinler kana karıştıktan sonra zehirli madde kontrolünden geçmek üzere karaciğere gelir.Karaciğer,zehirli besinlerin zehirini alır.Fazla Alkol alanların karaciğerlerinin zarar görmesi bu önemli görevi nedeniyledir.
Karaciğer,Kandaki şekerin düzenlenmesin de de rol oynar.
Kandaki fazla glikoz Glukakom hormonu etkisyle karaciğerde Glikojen olarak depolanır.
Karaciğerin,emriyo döneminde alyuvar yapma,yetişkinlerde ömrünü tamalayan alyuvarları parçalamada,vitamin depolamada,vücut ısısı ve kan basıncını düzenlemede,Amonyağı üreye çevirmede,Heparın,Protrombin ve fibrinojen sentezi gibi bir çok olaylarda rol oynar.
  
 
 
Solunum,sindirim sonucu hücre ve dokulara giren enerji verici besinler oksijenle yakılarak enerji oluşturulması olyıdır.Solunum olayı için gerekli oksijeni hücrelere götüren ve hücrelerde solunum sonucu oluşan karbondioksiti dışarıya veren organlara solunum organları denir.
Solunum organları,Burun,Gırtlak,soluk borusu,Bronş,Bronşcuklar ve Akciğerlerdir.Deri de solunumda etkilidir.
Akciğerler,sağ üç,sol iki lop(parça)tan oluşur.Göğüs kafesinde kalbin üstünde sağ ve solunda yer alırlar.Oksijenin ve Karbondioksitin dolduğu ve değişiminin olduğu keselere Alveol denir.Akciğerleri koruyan ve hareketlerini kolaylaştıran iki katlı içi sıvı dolu zara plevra denir.
 
Sigara
Her gün dünyada 5.000 çocuk sigaraya başlamaktadır. Sigara içmeyi bir kez deneyen 4 kişiden 3 tanesi sigara tiryakisi olmaktadır.Dünyada her yıl 4 milyon insan sigaradan hayatını kaybetmektedir.
DONDURMA
Çocuk sağlığını etkiler.Üst solunum yolları enfeksiyonuna sabep olur.