ÖĞRENMEYİ NEDEN ÖĞRENEMİYORUZ

  • Kategori: cocuk
  • Perşembe, 28 Eylül 2017 18:16 tarihinde yayınlandı.
  • Super User tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 286

ÖĞRENMEYİ NEDEN ÖĞRENEMİYORUZ
Çocuk her şeyi öğrenmek ister. Soru sorar, çevreyi araştırır, bulduklarını karıştırır, kurcalar, ağzına götürür, tadar, eller, içini açmaya çalışır.
Çocuğun öğrenme isteğindeki anahtar kavram "merak"tır. Çocuk çok meraklıdır ve onun dünyayı tanıma aracı budur.
Biz büyükler bu merakı yavaş yavaş köreltiriz. Sorulan duymazdan gelerek, "çok soruyorsun ama" diyerek, "büyüyünce öğrenirsin" diye akıl vererek, "anlatsam da anlamazsın" diye küçümseyerek çocukların meraklarım köreltiriz. Sonra da çocuk soru sormayı bırakır, bizim yanıtlarımızı ezberler.
Biz anne-babalar böyle yaparak çocukların meraklarım köreltiriz.
Sonra da okullarımızda öğren-menlerimiz bu yolda yürürler. Onlar da anlatır ve öğrencilerin bunları bilmelerini isterler. Dersler anlatılır, öğrencilerin dikkatleri çekilmeye çalışılır, ödevler verilir, sınavlar yapılır, notlar verilir.
Eğitimimiz "merak edilenleri" öğretmeye değil, "ders müfredatını yetiştirmeye yöneliktir. Öğretmen yıl boyunca buna çalışır, öğrencilerinden bunları öğrenmelerini (yoksa ezberlemelerim mi deseydik) ister, sınavlar ve notlar da bunlara göre düzenlenir.
Geçen geçer, kalan kalır, bir eğitim yılı daha böylece biter.
Öğrenciler bilgi sahibi olmuşlardır ama öğrenmeyi öğrenememişlerdir. Çünkü ,"öğrenmenin öğrenilmesi" amaç edinilmemiştir.
Öğrenmek, bilmek değildir. Öğrenmek, bilgiyi işlemektir. Bilgiyi işlemek de, onu arayıp bulmak, onun ne olduğunu düşünmek, ne işe yaradığını anlamak, nerede kullanılacağını kavramak, hangi bilgilerle birleşeceğini, onlarla nasıl bir bileşim yapacağını görebilmektir.
Öğrenmek, üzerinde düşündüğünüz bilginin sürekli işlerlik kazanmasıdır.
Onun için de "bilen ama öğrenmeyenler" bilgiyi gerektiği zaman yineleyen bir bant kaydına sahiptirler.
Ama "bilmeyen ama öğrenenler", bilgiyi her yönde işleyen, gerektiği zaman onu değiştiren, daha başka çözümlemeler ve bileşimler (analiz ve sentezler) için kullanan kişilerdir.
Ezber bilgiye sahip olanlar onun hamallarıdır. Öğrenmeyi öğrenenler ise bilginin kullanıcılarıdır. Aradaki fark, sanıldığından çok daha büyüktür. Birçok konudaki davranışlara bakarak bunu görebiliriz.
"Biliyorum ama yapamıyorum" diyenler, öğrenemeyenlerdir.
 "Biliyorum ama ne bileyim gene aynı şeyleri yapıyorum" demek, "ben öğrenemiyorum" demektir.
Alkollü araç kullanmanın yanlış olduğunu bilen ama gene aracım alkollü kullanan sürücü "öğrenemeyenlerdendir.
"Çalışmak gerekiyor biliyorum, ama işte bir türlü kendimi veremiyorum" diyenler öğrenemeyenlerdendir. "
"Elbette biliyorum, zamanında gelmek gerekiyor ama hep de geç kalıyorum" demek, öğrenememektir.
Biz, her şeyi bilen ama hiçbir şeyi öğrenemeyen bir toplum olmamalıyız. Böyle bir toplumun 21. yüzyılda başarı şansı olmadığını bilmeliyiz.
  Oysa öğrenebilmek için:
* Dinlemeyi bilmek gerekiyor.
* Okumak, okuduğunu anlamak, okuduğunu değerlendirmek gerekiyor.
* Bakmayı değil, görmeyi bilmek gerekiyor.
* Yazma alışkanlığı kazanmak gerekiyor.
* Öğrendiğiyle ödüllendirilmek gerekiyor.
* Örneği olmak gerekiyor.
* Neden-sonuç ilişkisi kurabilmek gerekiyor.
* Nedenleri anlayabilmek gerekiyor.
* Sonuçlan hesaplayabilmek gerekiyor.
* Öğrenmenin yararlarını kavramak gerekiyor.
Böyle bir eğitim gerekiyor.
Çocukluktan yaşamın sonuna kadar öğrenmeyi destekleyen, öğrenmeyi ödüllendiren, öğrenmeyi öğreten bir eğitim gerekiyor.
Bunun için de, böyle bir eğitimin değerlerini bilen, böyle bir eğitimi isteyen toplum gerekiyor. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile