Bu çocuklar bizim sizleri çok seviyoruz

  • Kategori: cocuk
  • Perşembe, 28 Eylül 2017 15:55 tarihinde yayınlandı.
  • Super User tarafından yazıldı.
  • Gösterim: 141

Bu çocuklar bizim onları çok seviyoruz

Her biri günahsız ve suçsuz,yazmaya hazır temiz birer kağıt,koklanmaya ve süs olmaya değer güzel birer çiçek.

Okul ise bir çiçek bahçesi,bilginin  iyinin,doğrunun,güzelin öğretildiği yer,eğitim ve öğretim yuvasıdır. 

Durum hiç de olması gereken gibi değil;

Öğrenmeye hazır öğrenciler azınlıkta ve örnek alınmamakta,ilgisiz öğrenciler çoğunlukta ve kötü örnek oluşturmakta ,sayıları da gün geçtikçe artmaktadır.Başarı düştükçe istenmeyen davranışlar benimsenmekte ve örnek oluşturmaktadır.

Öğrenmeye karşı istek yok/Bilgiye ihtiyaç duyulmuyor,ya da bilgi ihtiyaca cevap vermiyor.

Öğrencilerin geneli oldukça rahat ve sorumsuzca davranırlar.Kurallara uymaz,hata kabul etmez,suçluluk duygusu hissetmez,söz ve nasihatten etkilenmezler.Kurallar eleştirilir,uyanlar yadırganır.Okula gidiş amaçları farklıdır;günü geçirmek,arkadaşlarını alaya alıp eğlenmek,enerjilerini kurallara karşı direnme,sataşma-sırıtma vb başka alanlarda harcarlar.

Kim bunlar;

Zil sesine önem vermeyenler/kapı, pencere ve sıralarda dikilenler,ortalıkta dolaşanlar ve tepişenler. Zamanında derse girmeyip zamansız kapıyı çalıp dersi bölenler.

Derse hazırlıklı olmayanlar/ Kitap,defter,kalem vb araç hazırlığı olmayanlar,hangi ders hangi konu işleneceğini bilmeyenler.Söz alan arkadaşına sataşanlar,laf atanlar,alay edenler,dalga geçenler.Tahtayı karalayıp silmeyenler,tebeşirleri sağa sola atıp tekmeleyenler,atıklarını yere atanlar,çöp sepetini dağıtanlar.

Sırıtanlar/zorla gülmeye çalışanlar,arkadaşını alaya alanlar,arkadaşını dinlemeyip küçük düşürmeye çalışanlar.Ders esnasında arkadaşlarına silgi kağıt parçaları atanlar,kalem batıranlar,lüzumsuz sesler çıkaranlar,esneyenler,başını sıranın üzerine,elini yanağına koyup uyuklayanlar ,özet tutmayanlar,yazıyormuş dinliyormuş gibi yapanlar.

Öğretmeni kızdırıp bağırmasından zevk alanlar/Lütfen,kim yaptı?niye yaptın?dinleyin,yapmayın vb. haddi aşan uyarı sözleri…Öğretmenin yetersizliği ya da çok kolay sinirlenmesi, ailevi problemleri,ekonomik sıkıntıları öğrenme ortamını daha da olumsuzlaştırır.

Öğrenmeye ihtiyaç duyan ilgili saf ve duygusal öğrenciler/Öğrenmeye hazır öğrenciler bu olumsuz öğrenme ortamı içinde başarılı olmada zorlanıyor ya da başaramayıp kaybolup gidiyor.

Sonuçta boşa geçen günlere yazık demek yetmiyor.Yaşama sevinci köreliyor,davranış bozukluğu ve ruhsal sağlık sorunları ortaya çıkıyor,hayat yaşanmaya değmez hale getiriliyor.

Sorumlular sorumlu arar hale geldi. ”Ne ekersen onu biçersin” ata sözüne benzer devlet,hükümet,bakanlık,Talim Terbiye Kurulu,çevre,veli ve öğretmen işbirliği ile devletine,milletine ve tarihine düşman,kendisi ile barışık olmayan,hak ve adaleti tanımayan özgüvensiz hırsız ve arsız bir nesil yetiştiriyoruz.

 Devlet/Hükümet,M.E.Bakanlığı  aracılığıyla Eğitim ve Öğretimin hedeflerini koyar ve ortamını hazırlar.Öğretmen bu ortamda en büyük sorumlu örnek kişidir.

Veli çocuğu için bir çok beklentileri olur.Çocuğunu doğrunun,güzelin,iyinin ve bilginin ortamı olan okula gönderir.Çocuğunun emin elerde olduğuna güvenir.

Gel gör ki hiç de öyle değil.Çocuğun Saf ve temiz duyguları kirleniyor saygısız,bencil,sorumsuz olup çıkıyor.

Problemin çözümü için “doğru sözlü” olmak ,”suçlu aramamak” herkesin kendine düşeni en iyi şekilde yapması ve “ihtiyaçlara cevap verecek bir program” geliştirmek yeterlidir.

Velilerin dikkatine;

Her öğrencinin mutlaka anlayacağı bir dil vardır.Veli bu dili konuşanı bulmalıdır.Dayatmacı ve ısrarcı olunmamalıdır.

Anne,baba,abla,ağabey,arkadaş,amca,dayı,hala,teyze,öğretmen vb kimin sözü daha etkili oluyorsa ona önem verilmelidir.Özellikle çocuğun sevdiklerine saygı gösterilmelidir.

Veli çocuğuna gereken zamanı ayırmalı ve konuşup sorumluluk yüklemelidir.Öğrenmenin bir iş,okulun bir iş yeri olduğunu,kendisinin bu işi benimser kendine güvenirse mutlaka başaracağını örnekler üzerinde açıklamalıdır.Çocuğun çalışmaya karar vermesine,plan yapmasına yardım edilmeli,iş ile eğlenceyi ayırmasına,oyun ve eğlenceye de önem vermesine,başkalarının öğrenme hakkını engellememesine,başarılı ve kurallara uyan öğrencilerin haklarının korunmasına,başarısız ve kuralsız öğrencilere ilgi duyulmamasına,kötü örnek olmamasına dikkat çekilmelidir.

Veli doğrulukta ve doğru söz söylemede örnek olmalıdır.Ailede düzgün konuşma ve sevgi saygı hakim olmalıdır.

Veli çocuğun çalışmalarını ve davranışları kontrol altına almalıdır.Bu gün okulda ne öğrendin tekrar et,yarın ne öğreneceksin hazırla türünden günü gününe çalışmayı öğretmelidir.Çocuğunuzun her gün ödevi ve dersi olduğunu,öğretmenle ilgisinin olmadığı bilinmelidir.Arkadaşları ile ilişkileri sorgulanmalı,arkadaşlarından koparma yerine arkadaşlarına nasıl yardımcı olabileceği üzerinde durulmalıdır.Çocukların iyilik ve yardım sever oldukları,kötü durumdaki arkadaşlarına çok üzüldükleri,boş zamanlarını kimlerle nerede geçirdikleri bilinmelidir.”Yapma” yerine “yap” tercih edilmelidir.

 Öğrenci seviyesi bilinmelidir, anlayabileceği, yapabileceği konulara ağırlık vermelidir. Ders çalış,haydi çalış uyarıları ile zorlayarak çalıştırmak yerine seviyeye uygun konular seçilerek isteyerek çalışması sağlanmalıdır.

Okul nedir? Eğitim ve öğretime niçin yatırım yapılıyor? Diploma ne işe yarar?

Diplomaya sahip olmak yeterli midir? Vb sorular sorularak hedef belirlenmelidir.

Çocuk Çocuktur
Çocukların davranışları incelendiğinde şu klasik sonuca varılır “Çocuk Çocuktur”. Yani çocuk kendisi ile ifade edilir. Bu cevap aslında çocuk eğitiminin çok karmaşık ve içinden çıkılmaz zor bir iş olduğunu değil, çocuklar çocuk olarak muhatap alınması ve her çocuğun anlayacağı bir eğitim dilinin geliştirilmesi gerektiğini ifade eder. Çocukların davranışları da bu kalıp üzerinden değerlendirilir. Aslında çocuk gelişimi kendiliğinden gerçekleşen bir olgudur. Her birey kendi davranışlarını sosyal ilişkiler ölçüsünde kontrol eder görev ve sorumluluğunun bilincinde olursa, çocuk gelişimi de kendi mecrasında olumlu bir şekilde gerçekleşmiş olur. Çocuğun eğitimi oldukça kolay olmasına rağmen çoğu kez bilinçsizce yaklaşımlar nedeniyle içinden çıkılamaz bir duruma dönüşür. “Çocuk işte ” diyerek çocuklar ve çocuk eğitimi küçümsememelidir.
Çocuğun en önemli özelliklerinden biri gördüğünü merak edip taklit etmesi ve öğrenmenin de taklit yoluyla başlamış olmasıdır. Çocuk, kimi taklit ederse onun davranışlarını aksedecek demektir. Taklit edilecek kişilerin ilkleri anne ve babalardır. Daha sonra aile büyükleri ve akrabalardır. Nihayet okul ve çevresinde ilişki kurduğu insanlardır. Çocuğun şekillenip hayata hazırlanmasında etkili olduğunu bildiğimiz bu kişiler hep bir bahane bularak eğitim görevini diğerinden beklerken, yeni doğan çocuk erginlik dönemine ve nihayet ergenlik çağına girmiş olur. Nerde sevip okşadığımız, her davranışa eğlenerek güldüğümüz o masum çocuk? Artık o masum günahsız çocuklar yok, bizleri sıkboğaz eden kendi başına buyruk gençler;delikanlılar, gelinlik kızlar var.
Çocuk eğitimi oldukça kolaydır. Ancak, çocuğa karşı herkesin görevini bilmesi ve sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir.
Anne ve Babanın görevleri doğumdan önce başlar ve hayat boyu devam eder. Temiz anne sütü, helal lokma beslenmenin özünü oluşturmalıdır. Bu cümle çocuk eğitiminde ne kadar dikkatli olmamızın bir göstergesidir. Aile bireyleri arasındaki sevgi ve saygı davranışların temelini oluşturmalıdır. Ailede büyük küçük herkesin görevinin ve sorumluluğunun olması, aileyi temsil etmesi, kendine öz güveni geliştirecektir. Herkes kimliğini taşımalı ve makamını bilmelidir.  Çocuk bir aile bireyi olarak söz ve oy hakkının olduğuna inanmalıdır. Çocuk, kendisine gereken zamanın ayrıldığını ve sorduğu her sorunun geçiştirilmeden gerçekçi bir çözümle cevaplandırıldığını bilmelidir. Aksi halde soru sormaktan vazgeçer ve öğrenmenin temeli olan “merak etme” özelliği körelir. Özellikle çocuğa sen küçüksün, bilemezsin, anlayamazsın, büyüyünce öğrenirsin vb. cevaplardan kaçınılmalıdır. Bunu yapabilmek zordur, ama olması gereken budur. Çocukların soruları sabırla ve samimiyetle gerçekçi bir dille cevaplanırsa her merak edilen konu çok kolay öğrenilecektir. Öğrenmenin verdiği mutluluk ile aile huzurlu bir aile ortamı oluşacaktır.

Takdir Sizin/Aşağıdaki üç anekdot size bir fikir verecektir.

Yıl 1976

Trabzon/Çaykara/ Köknar Köyü İlkokulu’nda görevimin üçüncü yılında iki sınıf bir arada okutuyordum. 52 kişi 1.sınıf,19 kişi 3.sınıf toplam 71 öğrencim vardı. Normal öğretim yapıp iki sınıfı bir arada okutmak yerine (1.sınıfı sabah 3.sınıfı de öğleden sonra) sabahçı – öğlenci olmak üzere oldukça yorucu bir işe koyuldum.

Öğleden sonra devam eden 3.sınıf öğrencilerime,gürültü yapmalarına karşılık, hem sabah hem de öğleden sonra çalıştığımı ve çok yorulduğumu, kendilerinden anlayışlı olmalarını, beni yormamalarını isteyince, Kenan Genç adındaki öğrencim (Rahmetle anıyorum/askerde şehit edildi.) tatlı bir tebessümle "Ama sende öyle iki maaş alıyorsun "diyerek çocukların hak ve adalet duygusunu dile getirmişti. 

Ah saf temiz kalplı günahsız  çocuklar, biz büyükler sizin kadar adaletli olabilseydik

Yıl 1997

Sakarya /Adapazarı/Merkez Atatürk Ortaokulu…

Rehberlik çalışmalarında 6.sınıf öğrencilerine kendilerini tanıtan bir yazı yazmaları istenir. Kendini tanıtan bir öğrencinin kağıdı dikkati çeker. Her okuyan öğretmeni duygulandırdı ve çoklarını ağlattı.

Şöyleki;

“Benim ailemin ekonomik durumu pek iyi değil. Ayakkabıya ihtiyacım var,bayramlar gelir geçer bana bir hediye almıyorlar.”

Buraya kadar normal, olağan. Peki olağan üstü olan ne ?

“Ailem beni sevmiyor.

Ne olur siz beni sevin öğretmenim”

Takdir sizin...

Yıl 2005

İstanbul/Ümraniye/Nihat Sami Banarlı İlköğretim Okulu…

Öğrencinin biri arkadaşı tarafından sürekli rahatsız edilir. Baskı altında ezilen öğrenci durumu öğretmenlerine şikayet eder. Sonuç alamayınca okul idaresine ve nihayet Okul Müdürüne durumu iletir. Yine sonuç alamayınca okul bahçesinin duvarı üzerine çıkıp okulu taşlamaya başlar.

Düşünmek yetmez. Eylem gerek.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile